TÜRKİYE İŞGÜCÜ PİYASASI ARAŞTIRMA AĞI KONFERANSI TEBLİĞ ÇAĞRISI

logos

TÜRKİYE İŞGÜCÜ PİYASASI ARAŞTIRMA AĞI KONFERANSI

TEBLİĞ ÇAĞRISI

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (Betam) ve Dünya Bankası ortaklığıyla yedincisini düzenleyeceğimiz Türkiye İşgücü Piyasası Araştırma Ağı Konferansı  26 Ocak Perşembe günü Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’nde yapılacaktır.

Türkiye işgücü piyasası üzerine yapılan araştırmaları sunmak, araştırma boşluklarını belirlemek, işgücü piyasası politikalarındaki yenilikleri ve değişimleri tartışmak amacıyla düzenlenen bu konferansta Türkiye işgücü piyasası üzerine çalışan akademisyenleri, kamu yetkililerini ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerini görmeyi çok isteriz.

Konferansta tebliğ sunmak isteyenlerin 15 Aralık’a kadar tebliğ başlıklarını ve eğer mümkünse özetlerini gokce.uysal@eas.bau.edu.tr adresine e-mail atmalarını rica ediyoruz.

 

TURKEY LABOR MARKET NETWORK MEETING

CALL FOR PAPERS

Bahcesehir University Center for Economic and Social Research, the Understanding Children’s Work (UCW) programme and the World Bank will co-host the seventh Turkey Labor Market Network Meeting on January 26th, Thursday at the Besiktas Campus of Bahcesehir University.

The goal of the event is to present new research, pinpoint research gaps, and discuss new labor market policies as well as changes in old policies. Academicians, policy makers and representatives of non-governmental organizations who work on the labor markets in Turkey are all invited to attend and present.

Those who would like to present are kindly invited to send the title of their presentation and an abstract by December  15 th, to gokce.uysal@eas.bau.edu.tr .

 

 

VERİMSİZLİK TUZAĞININ SEKTÖREL KAYNAKLARI

Seyfettin Gürsel, Ozan Bakış ve Selin Köksal

Orta gelir tuzağı sorunsalı bağlamında kişi başı GSYH’daki değişimi emek verimliliği, istihdam oranı ve çalışabilir nüfusun oranı bileşenlerine ayrıştırarak ekonomik büyümenin düzeyinin ve niteliğinin 2005(4)-2016(2) döneminde nasıl farklılaştığını belirli aralıklarla yayınladığımız araştırma notlarıyla takip ettik. Konuyla ilgili son notumuzda son dört buçuk yılda Türkiye’nin hem düşük tempoda büyüdüğünü hem de büyümeyi destekleyen emek verimliliği artışının kişi başı GSYH’a çok sınırlı bir katkı yaptığını vurgulamıştık. Düşük büyümenin özel yatırımlarda gözlemlenen durağanlığın yanı sıra emek verimliliğinde gözlemlenen durağanlıktan da önemli ölçüde kaynaklandığına şüphe yok.

Bu araştırma notunda emek verimliliğindeki büyük değişimin dört sektörel kaynaklarına (tarım, sanayi, hizmetler ve inşaat) odaklanıyoruz. İncelenen dönemde sektörel emek verimliliği (sektörün reel katma değeri/çalışan sayısı) çeyrekler itibariyle dört çeyreklik hareketli ortalamalar şeklinde izlendiğinde başlıca bulgular şu şekilde özetlenebilir:

  • Yüksek büyüme-Yüksek verimlilik artışı şeklinde tanımladığımız 2005(1)-2008(1) döneminde tüm sektörlerde yüksek emek verimlilik artışları söz konusudur. En yüksek artış sanayi sektöründe gerçekleşmiştir.
  • Krizden güçlü çıkış dönemi (2009(2)-2011(2) büyümeye yüksek istihdam artışının önemli katkı yaptığı, aynı zamanda emek verimliğinin de artmaya devam ettiği bir dönem olmuştur. Ancak verimlilik artışı sanayi ve hizmetler sektörüyle sınırlı kalmış, özellikle inşaat sektöründe verimlilik hızla azalmıştır.
  • Bozulan makroekonomik dengelerin bastırmasıyla tasarlanan “dengeli büyümeye” geçiş (2011(3)-2013(2) döneminde GSYH artışı planlanandan (yüzde 4-5) daha düşük düzeyde kalırken emek verimliliğinin kişi başı gelir artışına katkısında ilk kez azalma ortaya çıkmıştır. Bu olumsuz gelişme büyük ölçüde inşaat ve hizmet sektörlerindeki verimlilik düşüşlerinden kaynaklanırken, sanayi sektöründe emek verimlilik artışının çok sınırlı kalması dikkat çekicidir.
  • Son dönemde (2013(3)-2016(2)) toplam emek verimliliğinde çok sınırlı da olsa bir artış gerçekleşmiştir. Ancak bu artış çok büyük ölçüde sanayide gözlemlenen yüksek emek verimliliği artışından kaynaklanmış, tarım verimliliğinde gözlemlenen sınırlı verimlilik artışı da toplam verimliliğe az da olsa katkı yapmıştır. Buna karşılık hizmetlerde ve inşaat emek verimliliğinde gerileme devam etmiştir.

doc. ArastirmaNotu201

pdf. ArastirmaNotu201

 

Ekonomik Büyüme ve Tahminler: Kasım 2016

Üçüncü Çeyrekte Sınırlı Büyüme

Ozan Bakış ve Mine Durmaz

2016 yılının üçüncü çeyrek büyümesi için yaptığımız ilk iki tahminde neredeyse tüm öncü göstergeler ekonomide bir yavaşlama olacağına işaret ediyordu. Kesinleşen Temmuz, Ağustos ve Eylül verileri bu öngörümüzü pekiştiriyor. Küçülme söz konusu olmamakla birlikte 2016 yılının ikinci çeyreğinde görülen yavaş büyümenin devam ettiğini söyleyebiliriz. Kesinleşen öncü göstergeleri ışığında çeyrekten çeyreğe büyüme oranını 0,1, yıllık büyüme oranını ise yüzde 2,6 olarak tahmin ediyoruz.

pdf. ekonomikbuyume2016m11

İşgücü Piyasası Görünümü: Kasım 2016

İŞSİZLİK ARTIŞI DEVAM EDİYOR

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal  ve Selin Köksal

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü verilerine göre tarım dışı işsizlik oranı Ağustos 2016 döneminde bir önceki döneme kıyasla 0,2 yüzde puan artarak yüzde 13,5 olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde istihdam tarımda 57 bin,  hizmetlerde 15 bin artmış, sanayi sektöründe ise 30 bin azalmıştır. Bu gelişmeler doğrultusunda tarım dışı işsiz sayısı 55 bin artarak 3 milyon 404 bine ulaşmıştır. Nisan 2016 döneminde yüzde 11,8 olan işsizlik son dört dönemde 1,7 yüzde puan artarak Ağustos 2016’da yüzde 13,5’e çıkmıştır. Betam tahmin modeli tarım dışı işsizlik oranının Eylül döneminde sabit kalacağını öngörmektedir.

doc. isgucugorunum2016m11

pdf. isgucugorunum2016m11

TASARRUF DÜŞÜŞÜNÜN GELİR GRUPLARINA GÖRE GÖRÜNÜMÜ

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve  Melike Kökkızıl

Hanehalkı Bütçe Anketi verilerini kullanarak yaptığımız araştırmada 2003-2014 yılları arasında hane halkı tasarruflarında gözlemlenen düşüşün dayanıklı tüketim mallarına kayan harcamalardan kaynakladığını göstermiştik. Bu araştırma notunda ise hanehalkı tasarruflarının seyrini yüzde 20’lik gelir grupları için tekrarlıyoruz. Veriler tüm gelir gruplarındaki hanelerin tasarruflarının 2008-2009 yıllarına kadar gerilediği, daha sonra bir miktar toparlandığına işaret etmektedir.  Gelirle harcamalar arasındaki farka dayanarak hesaplanan dar tanımlı hanehalkı tasarruflarının en üst iki gelir grubu hariç tüm  gelir gruplarında tasarrufların negatif olduğu görülmektedir. Pozitif tasarruf yapan hanelerin oranında önce düşüş sonra artış gözlemlenmesine karşın dönem başındaki oranlara en yüksek gelir grubu hariç ulaşılamamıştır. Dayanıklı tüketim mallarına yapılan harcamanın tasarruf olarak değerlendirildiği daha geniş tanıma göre ise en yüksek gelir grubu hariç tüm gelir gruplarında tasarruf oranlarında artış gözlemlenmektedir. Bu bulgulara dayanarak en yüksek gelir grubu hariç tüm gelir gruplarında tasarrufların dayanıklı tüketim mallarına yapılan harcamalara kaydığını söylemek mümkündür.

docArastirmaNotu200

pdf. ArastirmaNotu200

 

Türkiye’de Lise ve Üniversite Mezunu Kadınların İşgücüne Katılım Kararlarının İncelenmesi

Yrd. Doç. Dr. Gökçe UYSAL KOLAŞİN (Proje yürütücüsü), Yrd. Doç. Dr. Zeynep Hande PAKER UNCU

Yasemin CANSUZ ve Melike KÖKKIZIL

Bu araştırmada Türkiye’de lise ve üniversite mezunu kadınların işgücüne katılım kararları disiplinler arası bir yaklaşımla incelenmektedir. Bu doğrultuda 70 kadınla derinlemesine görüşmeler, İstanbul, Urfa, Erzurum, Zonguldak ve Antalya’da odak grup çalışmaları yapılmış, Türkiye çapında temsil gücü olan 3600 kişilik bir anket çalışması yürütülmüştür. Elde edilen veriler doğrultusunda eğitim düzeyi yüksek kadınların işgücüne katılımını belirleyen etkenler ortaya konmuştur. Bu etkenlerin başında özellikle 0-3 yaş grubunda kaliteli çocuk bakım hizmetlerinin eksikliği gelmektedir. Diğer taraftan toplumsal cinsiyet rolleriyle kadına biçilen annelik rollerinin diğer tüm etkenleri kapsayan bir şemsiye etken olduğu görülmektedir. Bu rollerin ev işleri ve çocuk bakımını kadının birincil sorumluluğu olarak tanımlaması işgücü piyasasına girdiği takdirde kadının kuvvetli bir iç çatışma yaşaması ve dolayısıyla çift vardiya üstlenmesine sebep olmaktadır. Düşük eğitimli kadınlara kıyasla yüksek eğitimli kadınların karşı karşıya oldukları işgücü piyasası koşulları çok daha olumlu olmasına rağmen, bu ikilem içerisinde yüksek eğitimli kadınların dahi işgücü piyasasından uzaklaştığı görülmektedir. Nitekim iş koşulları lise ve üniversite mezunu kadınların katılım kararlarında istatistikî olarak anlamlı bir rol oynamamaktadır. Diğer taraftan iç çatışma, hanede iş bölümü, çalışmanın değeri ve esnek çalışma tercihleri olarak tanımlanan etkenlerin eğitimli kadınların işgücüne katılımı üzerinde göz ardı edilemez etkileri bulunmaktadır. Toplumsal cinsiyet rollerinin kadınlar üzerindeki etkileri, çalışanların haklarını koruyacak düzenlenmiş esnek çalışma biçimlerini kadınların işgücüne katılımlarını kısa vadede artırmak açısından önemli bir politika ekseni olarak ortaya koymaktadır. Araştırmanın bulguları doğrultusunda yine kısa vadede çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve güvenceli esnek çalışmanın yaygınlaştırılması önemlidir. Ancak uzun vadede toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik dönüştürücü politikalar benimsenmediği sürece Türkiye’de kadın işgücüne katılım oranlarının ciddi boyutta değişmesi beklenmemelidir.

Rapor: turkiyede-lise-ve-universite-mezunu-kadinlarin-isgucune-katilim-kararlarinin-incelenmesi

Ekonomik Büyüme ve Tahminler: Ekim 2016

Üçüncü Çeyrekte Sınırlı Büyüme

Ozan Bakış Mine Durmaz

2016 yılının üçüncü çeyrek büyümesi için yaptığımız ilk tahminde neredeyse tüm öncü göstergeler ekonomide bir daralma olacağına işaret ediyordu. Güncellenen ve yeni açıklanan Ağustos ve Eylül verileri 2016 Temmuz ayında yoğun şekilde hissedilen darbe teşebbüsü travmasının ekonomik etkilerinin yavaş yavaş atlatıldığına işaret ediyor. Küçülme söz konusu olmamakla birlikte 2016 yılının ikinci çeyreğinde görülen yavaş büyümenin devam ettiğini söyleyebiliriz. Kesinleşen Temmuz, Ağustos ve kısmen Eylül ayı öncü göstergeleri ışığında çeyrekten çeyreğe büyüme oranını 0,2, yıllık büyüme oranını ise yüzde 2,8 olarak tahmin ediyoruz.

pdf. ekonomikbuyume2016m10

İşgücü Piyasası Görünümü: Ekim 2016

SANAYİDE ŞİDDETLİ İSTİHDAM KAYBI

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal  ve Selin Köksal

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü verilerine göre tarım dışı işsizlik oranı Temmuz 2016 döneminde bir önceki döneme kıyasla 0,2 yüzde puan artarak yüzde 13,2 olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde istihdam tarımda 76 bin,  hizmetlerde 21 bin, inşaatta 4 bin artmış, sanayi sektöründe ise 76 bin gerilemiştir. Bu gelişmeler doğrultusunda tarım dışı işsiz sayısı bir ayda 50 bin artarak 3 milyon 327 bine ulaşmıştır. Nisan 2016 döneminde yüzde 11,8 olan işsizlik son üç dönemde neredeyse 1,5 yüzde puan artarak Temmuz 2016’da yüzde 13,2’e çıkmıştır. Betam tahmin modeli tarım dışı işsizlikteki artışın Ağustos döneminde de devam edeceğini öngörmektedir.

doc. isgucugorunum2016m10

pdf. isgucugorunum2016m10

SEÇMEN DAVRANIŞINDA RASYONELLİK VE DUYGUSALLIK

Yılmaz Esmer, Duygu Karadon, Sena Evren

Genellikle “rasyonel” tercihler yaptığı kabul edilen seçmenlerin, gerek siyasal gerek siyaset dışı tercihlerinde, rasyonaliteden bütünüyle uzak bir duygusallığın ne ölçüde etkili olduğunu anlamak üzere, 3 gruba ayrılmış 300 denek üzerinde farklı deneyler tasarımladık. Bir insanın sadece yüz fotoğrafına bakılarak yapılan tercih, kuşkusuz duygusallığın en üst noktası olarak kabul edilebilir. Biz de, bu denek gruplarına büyük illerimizin (ilk deneyde 20, diğer iki deneyde 10 il) AKP ve CHP il başkanlarının kendi internet sitelerinden alınmış fotoğraflarını gösterdik.

İlk araştırmada, seçmenlerin, AKP’li ve CHP’li siyasetçileri sadece yüz fotoğraflarına bakarak ne ölçüde ayırt edebildiklerini sınadık. Bir sonraki aşamada ise, deneklerden gene sadece yüzlere bakarak bir siyasi tercih yapmalarını istedik. Ve nihayet, siyasetle ilgisi olmayan bir konuda, AKP’li ve CHP’li seçmenlerin, kendi partilerine yakın buldukları yüzlere daha fazla güvenip güvenmediklerini ölçümledik. Bulgularımız, deneklerin fotoğrafların hangi parti başkanına ait olduğunu teşhiste büyük isabet sağladıkları gibi, siyasî ve siyaset dışındaki tercihlerinde de, kendi siyasal eğilimlerine yakın olarak algıladıkları resmi başarıyla seçtiklerini gösterdi. Şunu gördük ki, duyguları hesaba katmayan seçmen davranışı analizleri eksik, hattâ yanıltıcı olacaktır.

doc. arastirmanotu199

pdf. arastirmanotu199

ORTA GELİR TUZAĞI SORUNU HASSASİYETİNİ KORUYOR

Seyfettin Gürsel, Ozan Bakış ve Selin Köksal

Türkiye ekonomisi Küresel Kriz öncesinde (2002-2008), yüksek büyüme hızlarına dolayısıyla yüksek kişi başı gelir artışlarına emek verimliliğinin yüksek oranda artması uzak ara en büyük katkıyı yaptı. Yüksek büyüme oranlarına bu dönemde Türk Lirası’nın Dolar karşısında büyük ölçüde değerlenmesi de eklenince, kişi başına gelir artışı Dolar cinsinden büyük sıçrama gösterdi. GSYH’ın azaldığı (negatif büyüme) küresel kriz dönemini bir yana bırakırsak krizden güçlü çıkış yıllarını oluşturan 2010-2011 döneminde yüksek kişi başı gelir artışına istihdam oranı ile emek verimliliğinin aşağı yukarı eşit katkı yaptığı görülüyor. Buna karşılık, derinleşen makroekonomik dengesizlikleri gidermek amacıyla  2012 yılından itibaren uygulanmaya başlanan “dengeli büyüme” politikaları sonucu büyüme oranlarının önemli ölçüde düşerek yüzde 2 ile 4 arasına gerilediğini, bu düşüşe paralel olarak, kişi başına gelir artışlarının da çok düşük düzeylere indiğini biliyoruz. Bu dönemde kişi başı gelir artışlarında emek verimliliğinin katkısının oldukça değişken bir seyir izlediği, önce azaltıcı etki yaptığı, ardından toparlanarak sınırlı ölçüde artırıcı katkı yaptığını gözlemliyoruz. Son dört yılda, toplam emek verimliliği artışlarının çok düşük kaldığı, bu nedenle kişi başına gelir artışlarının da düşük seyrettiğini vurgulamak istiyoruz.

doc. arastirmanotu198

pdf. arastirmanotu198

 

 

Sonraki Sayfa »