TÜRKİYE İÇİN YENİ SEÇİM SİSTEMİ ÖNERİSİ

Temsil, Meşruiyet ve Koalisyon sorunları ışığında alternatif seçim sistemlerinin analizi

Prof. Dr. Seyfettin Gürsel

TÜRKİYE İÇİN YENİ SEÇİM SİSTEMİ ÖNERİSİ

Rapora ilişkin Sunum

Basın Bülteni

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi, Betam, “Türkiye İçin Yeni Seçim Sistemi Önerisi: Temsil, Meşruiyet ve Koalisyon sorunları ışığında alternatif seçim sistemlerinin analizi” başlıklı raporunu 29 Ocak 2013 Salı günü, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’nde düzenlenen basın toplantısında kamuoyu ile paylaştı.

Yeni Anayasa çalışmalarıyla birlikte seçim sistemi reformu siyasal gündemdeki önemini korumaya devam ederken, Betam Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’nin gelecekte milletvekili seçimlerini mevcut sistem ile yapmaya devam etmesinin geçmişte olduğu gibi bir yandan temsil adaletini vahim ölçülerde çiğneme, diğer yandan da meşruiyet sorunu yaratma risklerinin devam edeceği savunuluyor. Seyfettin  Gürsel bu risklerin asgariye indirilmesi amacıyla yeni bir seçim sistemi öneriyor. Prof. Gürsel, raporun amacını, köklü değişiklilikler yapılmaksızın mevcut sistemin aksaklıklarını olabildiğince giderecek alternatif bir seçim sistemini tasarlamak olarak vurguluyor.

Mevcut seçim sisteminin aksaklıkları

 – Temsilde adalet: Kasım 2002 seçimlerinde yüksek baraj seçmenlerin neredeyse yarısını parlamentoda temsil dışı bıraktı. Baraj, Kürt kimliğini öne çıkaran ve Kürt kökenli seçmenler arasında önemli desteğe sahip olup kimi seçim çevrelerinde birinci ya da ikinci gelen Kürt partisinin parlamentoda temsiline engel oldu. Son iki seçimde Kürt partisinin ancak bağımsız aday göstererek ulusal seçim barajını geçersiz kılabildi. Ancak bu ne kalıcı ne de istikrarlı bir sonuçtur ve tekrarlanabileceğinin garantisi yoktur. Doğrudan seçime katıl(a)madığından BDP’nin Hazine’den destek alamaması da siyasal arenada adil rekabet açısından kabul edilemez.

– Meşruiyet sorunu: AKP’nin tek başına iktidara geldiği Kasım 2002 seçimlerinde aldığı oy oranı (yüzde 34) çok düşük kaldığından, meşruiyet sorunu ortaya çıktı. AKP’nin iktidara aşırı azınlık oyu ile gelmesi Cumhurbaşkanı seçiminin neden olduğu siyasal istikrarsızlıkta önemli rol oynadı.

– Siyasal ve ekonomik istikrarsızlık: 1990’larda, aşırı parçalanmış siyasal partiler ortamı ile aşırı yüksek seçim barajı, mevcut seçim sisteminde siyasal rekabete yıkıcı bir nitelik kazandırdı. Rekabet, seçim sonrasında taktik pazarlıklarla oluşan tutarsız koalisyonlar üretti. Bu koalisyonların yarattığı yönetişim sorunları ve popülizm 1994, 1999 ve 2001 ekonomik krizlerinin oluşmasında etkili oldu.

12 Eylül’den miras kalan yüksek barajlı nispi seçim sistemi, temsilde adaletsizlik, meşruiyet zaafı ya da istikrarsız koalisyon hükümetleri yaratıyor. Bu üç önemli aksaklığa, illerin parlamentoda eşitsiz temsili, seçmen ile milletvekili arasındaki kopukluk ve seçmenlerin bir bölümünün ilk tercihleri yerine stratejik oy kullanmaya zorlanması gibi sorunlar da eklemleniyor.

Sıfır Barajlı Daraltılmış Bölgeli Seçim Sistemi

Raporda kamuoyunun gündeminde olan, mevcut sistemde seçim barajını yüzde 5’e düşürmenin dışında bir değişiklik önermeyerek mevcut sistemin büyük ölçüde devamını benimseyen alternatif ile Sıfır Barajlı Daraltılmış Bölgeli Karma Sistem karşılaştırılıyor. Önerilen yeni seçim sisteminin temel unsurları şöyle belirleniyor:

1) Sıfır baraj

2) Milletvekili sayısı 600 ( 50 milletvekili ülke genelinde nispi oyla belirleniyor)

3) 550 milletvekilinin belirleneceği seçim çevreleri en fazla 6 milletvekili içerecek şekilde daraltılıyor.

4) Seçmene iki oy hakkı tanınması öneriliyor.

 Prof. Gürsel’in önerdiği Sıfır Barajlı Daraltılmış Bölgeli Karma Sistem, mevcut sistem ve diğer alternatif sistem (barajın yüzde 5 olduğu) ile temsilde adalet, meşruiyet ve koalisyon sorunları açısından karşılaştırıldığında aşağıdaki sonuçlar doğuyor:

1) Temsilde adalet

Raporda önerilen seçim sisteminde ülke barajı sıfırlanacağı için başta “Kürt” partisi olmak üzere, bölgesel oy yoğunlaşmasına sahip partilerin hak ettikleri tüm milletvekilliklerini kazanacaklardır. Öte yandan birinci gelen partinin D’Hondt sisteminin sonucu olarak oy oranının üzerinde temsil edilmesi yönetim istikrarı hedefiyle tutarlıdır. İkinci ve üçüncü partilerin oy oranları ile temsil oranları arasındaki farklar ise tartışma yaratacak ölçüde yüksek değildir.

Raporda öngörülen şekilde milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkarılmasının amacı seçmen başına düşen milletvekili sayısı açısından iller arasındaki derin uçurumu hafifletmektir. Ayrıca her seçmene iki oy hakkı verilerek 550 milletvekilinin yanında 50 milletvekilinin de ülke genelinde tam nispi usulle seçilmesi, fiili seçim çevresi barajını geçemeyen ya da çok az yerde geçebilen küçük partilere de parlamentoda temsil olanağı veriyor ve temsil adaletini iyileştiriyor. Bununla birlikte en büyük seçim çevreleri 6 milletvekili ile sınırlanınca ortalama seçim çevresi büyüklüğü de 3-4 milletvekilinden oluşacak ve bu dar bölgeler seçmen ile milletvekili arasındaki bağı güçlendirecektir.

2) Meşruiyet sorunu yaratan tek parti iktidarı

 Tek parti iktidarının yaratabileceği meşruiyet sorunu açısından üç alternatif seçim sisteminin karışlaştırılmasını üç noktada özetleyebiliriz:

1- Baraj yüzde 10’da kaldığı sürece AKP’nin yüzde 34-35 gibi oldukça düşük bir azınlık oyu ile tek başına iktidar olması mümkündür. Mevcut sistemle devam edildiği takdirde Türkiye’nin  gelecekte meşruiyet sorunlarının yaratacağı siyasal istikrarsızlıklarla karşılaşma ihtimali mevcuttur.

2- Barajın yüzde 5’e indirildiği sistemde ve barajın sıfırlanarak seçim bölgelerinin daraltıldığı sistemde AKP’yi tek başına iktidar yapan asgari oy oranı yüzde 39 civarında çıkmaktadır. Tek parti çıtasının bu düzeyi meşruiyet sınırı olarak kabul ettiğimiz yüzde 40 oy oranına çok yakındır.

3- Varsayılan oy oranları tek parti iktidar eşiğini tahmin etmeye yönelik sınırlardır. Büyük olasılıkla gerçek bir seçimde AKP ya bu oy oranlarının ya altında kalarak çoğunluğunu yitirecek ya da üstüne çıkarak meşruiyet sorununu gündemden çıkartacaktır.

 3) İstikrarsızlık yaratan tutarsız koalisyonlar

Yönetim istikrarı açısından bakıldığında AKP’nin çoğunluğu kaybederek koalisyona zorlanması ya da iktidarı kaybetmesi mevcut sistemde yüzde 34 oy oranı seviyesinde gerçekleşirken önerilen alternatif sistemde yüzde 38 oy oranı civarında gündeme geliyor. Buna karşılık, yüzde 40’ı aşan birinci parti tek başına iktidar olabiliyor ki bu da yönetim istikrarı açısından olumludur. Bununla birlikte burada altının çizilmesi gereken husus, her iki alternatif seçim sisteminde de AKP’nin hükümet dışında kalması için oy oranının yüzde 31-29’a kadar düşmesinin gerektiğidir. Böyle bir ihtimal orta vadede çok düşüktür.

Alternatif seçim sistemleri

  Baraj Seçim çevresi MVK sayısı MVK sayısı
Mevcut sistem % 10 2 ila 33 arasında 550
DBMS* % 5 2 ila 33 arasında 550
SBDBKS** % 0 Azami 6 MVK, 128 bölge 550+ 50 ülke geneli

* Düşük Barajlı Mevcut sistem; ** Sıfır Barajlı Daraltılmış Bölgeli Karma Sistemi