HER ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ MADDİ YOKSUNLUK İÇİNDE

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve Selin Köksal

Yönetici Özeti

Avrupa Birliği’nin yoksunluk tanımına göre 2014 yılında Türkiye’de yaklaşık her üç çocuktan biri, başka bir deyişle 7 milyondan fazla çocuk şiddetli maddi yoksunluk çeken hanelerde yaşamaktadır. Avrupa’nın geneli ile karşılaştırıldığında, Türkiye hem daha düşük kişi başı gelire sahip ülkelerin hem de ekonomik krizden şiddetli olarak etkilenmiş ülkelerin gerisinde kalmaktadır. Çocuklar arasındaki şiddetli maddi yoksunluk sorunu, batı bölgelerinden doğu bölgelerine doğru gidildikçe daha ciddi bir hal almaktadır. Türkiye’de maddi yoksunluk çeken hanelerde yaşayan çocukların yarısından fazlası Akdeniz, Kuzey Doğu Anadolu, Orta Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde ikamet etmektedir. Şiddetli maddi yoksunluğun alt kalemlerine bakıldığında her dört çocuktan üçünün yılda bir haftalık tatil yapamayan hanelerde yaşadığı, yarısından fazlasının hanesinde otomobil olmadığı görülmektedir. Bunun yanı sıra çocukların yaklaşık yüzde 40’nın protein ihtiyacını et, tavuk ya da balık ile karşılayamadığı gözlemlenmektedir. Sonuç olarak Türkiye, çocuk yoksulluğuyla mücadele konusunda daha etkin sosyal politikalara ihtiyaç duymaktadır.

doc.ArastirmaNotu193

pdf.ArastirmaNotu193

ÇOCUKLARIN YARISI MADDİ YOKSUNLUK İÇİNDE

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve Mine Durmaz

Avrupa Birliği standartlarına göre 2013 yılında Türkiye’de 0-15 yaş arasındaki çocukların yarısı, yani yaklaşık 10 milyon çocuk şiddetli maddi yoksunluk içindedir. Türkiye’deki çocuklar arasında şiddetli maddi yoksunluk sadece Kuzey Avrupa’daki gelişmiş ülkelerden değil, ayrıca kişi başına geliri düşük Bulgaristan, Romanya gibi ülkelerden ve yıllardır şiddetli bir ekonomik krizin ortasında yer alan Yunanistan’dan bile daha yüksektir. Şiddetli maddi yoksunluk içinde olan çocukların oranı Türkiye’nin batı bölgelerinde yüzde 30-40 civarında iken, doğu bölgelerinde bu oran yüzde 60-70’lere çıkmaktadır. Şiddetli çocuk yoksunluğunun en yaygın olduğu bölge Güney Doğu Anadolu bölgesidir ve bu bölgede her dört çocuktan üçü şiddetli maddi yoksunluk içerisindedir. Türkiye’de çocukların yarısının şiddetli maddi yoksunluk içinde yaşamasının altında birkaç alt kalemdeki yoksunluk ön plana çıkmaktadır. Her 5 çocuktan 4’ü tatil yapamazken, çocukların yarısı haftada en az 3 gün et, tavuk, balık gibi protein içeren gıdalarla beslenememektedir.  Türkiye’nin politika gündeminde doğurganlığı artırmayı hedefleyen politikaların mevcut çocukların durumunu iyileştirmeyi dikkate almadan tasarlanması bu politikalar neticesinde doğacak çocukların gelecekleri açısından da ümitsizlik vermektedir.

doc. ArastirmaNotu180

pdf. ArastirmaNotu180

TÜRKİYE’DE YOKSULLUK DİNAMİKLERİ

Seyfettin Gürsel ve Ayşenur Acar

Türkiye’de 2008’den 2011’e göreli gelir yoksulluğu oranı yüzde 24,1’den yüzde 22,9’a düşmüştür. Kimlerin yoksullaştığı, kimlerin yoksulluktan çıktığı ve bu geçişlerde ne gibi faktörlerin etkili olduğu soruları, yoksullukla mücadele politikalarının tasarlanması ve etkin bir şekilde uygulanması açısından oldukça önemlidir. Bu araştırma notunda, 2008-2011 döneminde, yoksulluktan çıkış ve yoksulluğa girişlerde  hangi faktörlerin etkili olduğunu inceliyoruz. Bulgulara göre, incelediğimiz 4 yıl boyunca, sadece emek dışı gelir sahibi olmanın daha çok yoksul olmayan haneler arasında görülen bir durumken, sadece emek geliri sahibi olmak daha çok 4 yıl boyunca yoksul olan haneler arasında görülen bir durum. Eğitim seviyesi yoksul olmayanlar arasında en yüksek iken, yoksullar arasında da en düşüktür, ki bu bulgu yoksul olmayanlar ortalama ortaokul mezunu iken, yoksulların ilkokul mezunu bile olmadığı anlamına gelmektedir. Bununla beraber, yoksulluğa girenlerin ortalama eğitim seviyesinin yoksulluktan çıkanlara kıyasla düşük olduğu görülmektedir. Bu bulgulardan hareketle, Türkiye’de düşük eğitim seviyesi ile yoksul olma arasında pozitif bir ilişki bulunduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca, yoksul haneler yoksul olmayan hanelere kıyasla daha kalabalık ve daha çok çocuklu hanelerde yaşamaktadır. Öte yandan, geçişlerde hangi faktörlerin etkili olduğuna dair yaptığımız ekonometrik analiz sonuçları, yoksulluk geçişlerinde hane halkı bireylerinin işgücü piyasası durumlarındaki değişikliklerden çok, gelir türlerindeki parasal değişiklerin (emek, müteşebbis, emeklilik, kira/varlık gelirindeki parasal artışlar-azalışlar) anlamlı etkilere sahip olduğunu göstermektedir.

doc. ArastirmaNotu175

pdf. ArastirmaNotu175

 

TÜRKİYE’DE YOKSULLUK TARTIŞMASI: Kim haklı? Yoksulluk arttı mı, azaldı mı?

Seyfettin Gürsel,  Bülent Anıl ve Ayşenur Acar

Basın Bülteni

Bu araştırma notu 2005-2010 döneminde Türkiye’de yoksulluğu saptamayı ve zaman içinde değişimini belirlemeyi amaçlamaktadır. İktidar kanadı yoksulluğun azaldığını iddia ederken, muhalefet kanadı ise yoksulluğun arttığını savunmaktadır. “Kim haklı?” sorusunun yanıtı elbette yoksulluğun doğru olarak ölçülmesine bağlıdır. Bu sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Yoksulluk yazını çeşitli yoksulluk ölçütleri geliştirmiştir. Esas olarak iki genel ölçüt söz konusudur: Gelire dayalı yoksulluk ve maddi yoksunluk. Gelire dayalı yoksulluk ölçütünde parasal bir yoksulluk sınırı belirlenir ve bu sınırın altında gelire sahip olanlar yoksul kabul edilir. Maddi yoksunluk ölçütünde ise doğrudan ölçme çabası söz konusudur. Hanelerin belirli ihtiyaçları ne ölçüde karşılayabildikleri sorgulanır. Bu belirli ihtiyaçların tümünü ya da bir bölümünü karşılayamayanlar yoksul ya da yoksun kabul edilir. Ancak gerek parasal yoksulluk sınırlarının belirlenmesi gerekse tatmin edilmesinin önemli olduğu düşünülen ihtiyaçların saptanması hiç de kolay değildir.

Bu araştırma notu üç temel yoksulluk ölçütünü esas alarak Türkiye’de yoksulluğu araştırıyor. İlk ölçüt Göreli Yoksulluk (GY) olarak adlandırılan ölçüttür. Medyan (ortanca) gelirin yüzde 60’ının altında gelire sahip fertleri yoksul kabul ediyoruz. İlk yaklaşım yoksulluk sınırını ülke genelinde belirlemektir (Ulusal Yoksulluk Sınırı). Bu ölçüte göre 2005’den 2009’a Gelir ve Yaşam Koşulları Anketi verilerine göre yoksulluk az da olsa düşmüştür. Ancak bu ölçütün yoksulluğu gerçekçi bir şekilde saptadığı çok şüphelidir. Araştırmanın da gösterdiği gibi bu ölçütte İstanbul’da yoksul sayısı çok düşük çıkarken, Güneydoğu Anadolu’da abartılı bir şekilde yüksek çıkmaktadır. Bu çarpıklığın nedeni bölgeler arası gelir farklarının çok yüksek olmasıdır. Türkiye genelinde saptanan medyan gelir İstanbul’a kısayla çok düşük, Güneydoğu’ya kıyasla çok yüksek kalmaktadır.

Göreli Yoksulluğu daha gerçekçi ölçmenin bir yolu, göreli yoksulları her bölge için ayrı ayrı saptamak, ardından da bu yoksulları toplayarak ülke genelinde yoksul sayısını belirlemektir. Bu ölçüte göre de yoksulluk 2005-2009 döneminde bir miktar azalmıştır. Bölgesel göreli yoksulluk ölçütü her ne kadar ulusal ölçüte kıyasla yoksulların bölgesel dağılımını daha gerçekçi olarak saptasa da, bu kez de Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yoksulluğu fazlasıyla düşük ölçtüğünden sorunlu bir ölçüttür.

Üçüncü bir yoksulluk ölçütü olarak bu araştırmada Temel Maddi Yoksunluk (TMY) olarak adlandırdığımız ölçütü kullandık. Şu üç soruya hayır yanıtını veren hanelere mensup fertleri yoksul kabul ediyoruz: 1) Her iki günde bir et, tavuk ya da balık yiyor musunuz? 2) Evinizi yeterince ısıtabiliyor musunuz? 3) Eskiyen giysilerinizi, yenileri ile değiştirebiliyor musunuz? 2006’da bu üç sorunun hepsine HAYIR yanıtını veren fert oranı yüzde 29’dan 2010’da yüzde 21’e gerilemiştir. TMY ölçütü itibariyle yoksullukta belirgin bir azalma olduğu ortaya çıkmaktadır. Ancak TMY ölçüte de kimi sorunlardan azade değildir. Notta gösterildiği gibi Orta Anadolu’da TMY oranı Ege, Batı Anadolu ve Doğu Marmara gibi gelişmiş bölgelere kıyasla daha düşüktür. Bu olgu, TMY ölçütünü oluşturan kıstasların da ideal kıstaslar olmayabileceğini ima ediyor. Hangi ölçüt ya da ölçütlerin yoksulluk ölçümünde ideal olduğu akademisyenler arasında tartışılmaya devam ediliyor.

doc. ArastirmaNotu153

pdf. ArastirmaNotu153

Türkiye’de Her Dört Çocuktan Biri Yoksul

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve Ayşenur Acar

Basın Bülteni

Yönetici Özeti

Türkiye’de her dört çocuktan biri beslenme, ısınma ve giyim gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. 2006’dan 2010’a önemli düzelmeler kaydedilse de halen 4,6 milyon çocuk maddi yoksunluk içerisinde yaşamaktadır. Bölgeler arasında da çocuk yoksulluğu açısından derin farklılıklar bulunmaktadır. Doğuda daha vahim olduğu görülen çocuk yoksulluğu Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan çocukların yüzde 40’ını olumsuz etkilemektedir. Ciddi maddi yoksunluk koşullarında yetişmenin yanı sıra çocuklar hayatlarının geri kalanında gelir ve fırsat eşitsizliği gibi siyasal ve ahlaki sorunlarla karşılaşacaktır. Çocukların yoksullukta yetişmesinin ekonomik kalkınma üzerinde de olumsuz etkileri söz konusudur. Bu bakımdan yoksul çocuklara yönelik araştırmaların derinleştirilmesi ve etkili destek politikalarının acilen tasarlanması gerekiyor.

doc. ArastirmaNotu147

pdf. ArastirmaNotu147

KRİZ KASABALARI, KASABALAR DA AKP’Yİ VURDU: 2007’den 2009’a yoksulluk ve oy değişimleri

Seyfettin Gürsel, Arda Aktaş ve Barış Gençer Baykan

2009 yılında küresel krizin etkisiyle Türkiye ekonomisi yüzde 4,7 oranında küçüldü. Bunun sonucunda işsiz sayısı 2 milyon 300 binden, 3 milyon 700 bine tırmandı, kimi ücret ve kazançlarda ciddi düşüşler yaşandı. TÜİK istatistikleri 2009’da yoksullukta ülke genelinde belirgin bir artış olmadığını söylüyor. Bununla birlikte kentlerin aksine kırsal yerleşimlerde yoksulluğun önemli ölçüde arttığı görülüyor. TÜİK’in bir diğer bulgusu da yoksulluğun tarım sektöründe 2008’e kıyasla belirgin ölçüde azalmış olması. Bu bulgu krizin esas olarak kasabaları vurduğunu gösteriyor. Bu saptamadan yola çıkarak siyasal açıdan şu soruya yanıt arıyoruz: Temmuz 2007 genel seçimlerinde büyük sıçrama yapan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin oylarının Mart 2009’da yapılan İl Genel Meclisi seçimlerinde düştüğünü biliyoruz. AKP’nin oy kayıpları krizin yoksullaştırıcı etkisinin daha ağır hissedildiği kasabalarda ülke geneline kıyasla daha yoğun olmuş olabilir mi?

Çeşitli tanımlara göre belirlenen kasaba oyları incelendiğinde yanıtın “evet” olduğu açıkça görülüyor; İktidar partisi kasabalarda ülke geneline kıyasla yaklaşık 5 yüzde puan daha fazla oy kaybetti. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu da, iktidar partisinin oy kayıplarının ana muhalefet partisi CHP’nin lehine değil, başta MHP olmak üzere diğer muhalefet partilerine yönelmiş olmasıdır. 

2009 yılında küresel krizin etkisiyle Türkiye ekonomisi yüzde 4,7 oranında küçüldü. Bunun sonucunda işsiz sayısı 2 milyon 300 binden, 3 milyon 700 bine tırmandı, kimi ücret ve kazançlarda ciddi düşüşler yaşandı. TÜİK istatistikleri 2009’da yoksullukta ülke genelinde belirgin bir artış olmadığını söylüyor. Bununla birlikte kentlerin aksine kırsal yerleşimlerde yoksulluğun önemli ölçüde arttığı görülüyor. TÜİK’in bir diğer bulgusu da yoksulluğun tarım sektöründe 2008’e kıyasla belirgin ölçüde azalmış olması. Bu bulgu krizin esas olarak kasabaları vurduğunu gösteriyor. Bu saptamadan yola çıkarak siyasal açıdan şu soruya yanıt arıyoruz: Temmuz 2007 genel seçimlerinde büyük sıçrama yapan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin oylarının Mart 2009’da yapılan İl Genel Meclisi seçimlerinde düştüğünü biliyoruz. AKP’nin oy kayıpları krizin yoksullaştırıcı etkisinin daha ağır hissedildiği kasabalarda ülke geneline kıyasla daha yoğun olmuş olabilir mi?

Çeşitli tanımlara göre belirlenen kasaba oyları incelendiğinde yanıtın “evet” olduğu açıkça görülüyor; İktidar partisi kasabalarda ülke geneline kıyasla yaklaşık 5 yüzde puan daha fazla oy kaybetti. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu da, iktidar partisinin oy kayıplarının ana muhalefet partisi CHP’nin lehine değil, başta MHP olmak üzere diğer muhalefet partilerine yönelmiş olmasıdır.

Araştırma notuna ulaşmak için aşağıdaki linke tıklayınız.

pdf. ArastirmaNotu106

doc. ArastirmaNotu106