İnsanın çevre hakkından Doğa’nın haklarına: Ekolojik Anayasa

Barış Gençer Baykan

1970’li yıllardan itibaren çevre korumaya ve sağlıklı bir çevrede yaşamaya dair hükümler anayasalarda yer almaya başladı. Son yıllarda ise doğanın bir hak öznesi olarak anayasalarda yer alması tartışılıyor. Bolivya ve Ekvador doğanın yasal haklarını tanıyan başlıca ülkeler. Türkiye’de yeni anayasasının sivil, demokratik ve özgürlükçü olmasının yanısıra ekolojik olması gerektiğini ve doğanın vazgeçilmez, devredilmez haklarının anayasal güvence altına alınmasını savunuluyor. Ekolojik Anayasa talepleri,doğal kaynakların doğal varlıklar olarak tanımlanması; doğada olası zararlara yol açabilecek faaliyetlerde ihtiyatlılık ilkesinin benimsenmesi; yurttaşların merkezi ve yerel idari tasarruflara etkin katılımınının sağlanması konusunda bir kaldıraç rolü oynayabilir.

doc.ArastirmaNotu132

pdf.ArastirmaNotu132

Kampüste Mavi-Yeşil Bir Gün etkinliği gerçekleşti

Betam (Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi) ve Bahçeşehir Üniversitesi Çevre Kulübü, “Kampüste Mavi-Yeşil Bir Gün” etkinliğini 11 Mayıs Cuma 2012 günü gerçekleştirdi. BAU Çevre Mühendisliği bölüm başkanı Prof. Göksel Demir, BETAM araştırma görevlisi Burcu Ertunç ve Çevre Kulübü başkanı Eren Sulaoğlu, yaptıkları açılış ve hoş geldin konuşmalarında günün programını  anlatıp etkinliğe destek veren tüm kişi ve kuruluşlara teşekkür ettiler. Ardından BAU Çevre Mühendisliği öğretim üyesi Hatice Eser Ökten’in moderatölüğünde İstanbul Boğazı’nın niteliklerini anlamayı, kaybolan biyolojik çeşitliliğine dikkat çekmeyi amaçlayan “Boğaz’ımızda Kalmasın” başlıklı panel başladı.

Marmara ve Boğazlar’ı tanımıyoruz

Marem (Marmara Environmental Monitoring) proje lideri Levent Artüz, Marmara Denizi’nin özelliklerini anlatarak başladığı konuşmasında; Marmara ekosisteminin nasıl bozulduğunu örneklerle açıkladı. İstanbul’dan günde 2,5 milyon m3,  tüm Marmara Bölgesi’nden ise  günde tahmini toplam  14 milyon m3 atığın “derin deniz deşarjı” adı altında arıtılmaksızın Marmara Denizi’ine bırakıldığını söyleyen Artüz, ekonomik öneme sahip 124 tür balığın yok olduğunu belirtti.  Birçok araştırıcının yaptığı çalışmalara göre Marmara Denizi kökenli çift kabuklularda (midye-kum midyesi vb.) biyotoksin (biyolojik zehir) ve ağır metal birikimleri olduğunu ifade eden Artüz, “midye yiyeceğinize pil yiyin” diyerek, durumun ciddiyetine dikkat çekti. Panelin ikinci konuşmacısı Slow Food Fikir Sahibi Damaklar’dan Defne Koryürek, Marmara Denizi ve Boğazlar ile hergün temas halinde olduğumuzu ama bu coğrafyayı tanımadığımızı ve inanılmaz bir zulüm uyguladığımızı belirterek sözlerine başladı. Yakın geçmişte Marmara’da kürekleri birer peksimet gibi dişleriyle kemiren, kıran köpekbalıklarının, tekneleri alabora eden orkinosların yaşadığını belirten Koryürek, çocukluğunu geçirdiği Emirgan’da kovaların ve kaldırımlar lüfer ile dolu olduğunu hatırladığını söyledi. 2011 yılında başlattıkları ve her Ekim ayının üçüncü cumartesisi düzenleyecekleri Lüfer Bayramı’nın bu coğrafyayı hatırlamak, bu coğrafyanın bize sunduğu bereketi idrak etmek ve onu korumayı yüreğimizden hissetmek için olduğuna değindi. Sütle ile ilgili tartışamalara da atıf yapan Koryürek, sadece balığa, süte değil coğrafyamızın tümüne bakabilmeliyiz diyerek sözlerini tamamladı. Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi araştırma görevlisi Serkan Köybaşı ise konuşmasında Boğaz’a yapılacak 3. köprüyü ele aldı. Orman Bölge Müdürlüğü’nün köprü yapımı için  2 milyon ağacın kesileceğini hesapladığı dönemde 2 milyon İstanbullu kampanyasını başlattıklarını belirten Köybaşı, 3. köprünün İstanbul’un nüfusunu artıracağını, ormanlık ve sulak alanları tahrip edeceğini örneklerle anlattı.”1973’te ilk köprünün yapımı ile birlikte İstanbul’da plansız kentleşme başladı. 1. köprüden sonra Avrupa Asya arasında kıta değiştiren insan sayısı %4, araç sayısı %200; 1988’de yapılan 2. köprüden sonra kıta değiştiren insan sayısı %170, araç sayısı ise  %1180 arttı” diyen Köybaşı, 3. köprünün trafiği azaltmayacağını ve kendi trafiğini yaratacağını ifade etti. Köprüye alternatif olarak Marmaray ve Boğazray projelerine de değinen Köybaşı, 3. köprünün İstanbul nüfusuna en az 7 milyon kişiyi ekleyeceğinin hesaplandığını ve bununla doğal eşiğin aşılacağını kaydetti.

Ekolojik Sofra ve Yeşil Buluşma

Panelin hemen ardından küçük çiftçi üretimini ve ekolojik tarımı desteklemek adına aracısız olarak temin edilen doğal gıdalar sofrasıyla güvenli gıda nedir, ne yiyoruz ve nasıl bir gıda sisteminin içindeyiz soruları, sohbet ortamında paylaşıldı. Çevre koruma alanında faaliyet gösteren kuruluşlarla bir araya gelinen
Yeşil Buluşma etkinliğinde, sivil toplum örgütleri ve firmalar üniversitenin çalışan kadrosu ve öğrencileriyle buluştu . Doğa Derneği Ilısu Barajı’nın yapımına destek veren kuruluşlara dikkat çekerken, TEMA Vakfı ise sürdürülebilir orman kullanımı ve doğa korumasına yönelik bilgilendirme yaptı. Geleneksel köylü çeşidi tohumların ve biyoçeşitliliğin korunması konusunda faaliyet gösteren Emanetçiler Derneği faaliyetlerini ve uygulama alanlarındaki deneyimlerini katılımcılarla paylaşırken Buğday Derneği de yeni gönülllüleri ve üyeleriyle buluşma fırsatı  buldu. Atık pil çalışması yürüten TAP Derneği ve elektronik atık şirketi EXITCOM ise elektronik ve pil atığının toplanması konusunda bilgilendirme yaptı. BAU Çevre Kulübü, 2012 yılı Dünya Günü etkinlikleri çerçevesinde bilinçli ve aktif üniversite öğrencilerinin çevre bilincini arttırmak üzere kampüslerindeki çalışmalarını paylaştıkları bir girişim olan”MobilizeU” bünyesinde yapılan ve çoğunluğu ABD’den olmak üzere 51 ülkeden 298 üniversitenin katıldığı yarışma sonucunda 2. oldukları bilgisini katılımcılarla paylaştı. Yeşil iş ve yaşam dergisi EKO IQ da, Türkiye’de çevre yayıncılığının geçmişi ve bugünü hakkında buluşmaya gelenler ile tartışma imkanı buldu.

Yeşil Buluşma etkinliğine katılan Yeşilist Rehber ise gün boyunca buluşma alanına gelen herkesten doğayı korumak ve daha sağlıklı bir çevrede yaşamak için o günden itibaren günlük yaşamlarında bir şeyi değiştirmeleri için söz aldı. Bunu da standa gelenlerin, içlerine istedikleri alanda tutmayı vaad ettiği sözü yazabilecekleri pankartlar altında fotoğraflarını çekerek gerçekleştirdi. SEDONA’nın İSTANBUL Bisikleti’nin illustratörü ve aynı zamanda bisiklet aktivisti Aydan Çelik de bisiklet meraklılarıyla söyleşti.

 

Kampüste Mavi Yeşil Bir Gün


Kampüste Mavi Yeşil Bir Gün

Yer: Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü
Zaman:11 Mayıs Cuma 2012
Saat:11:30: 17:30

Betam (Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi) ve Bahçeşehir Üniversitesi Çevre Kulübü “Kampüste Mavi-Yeşil Bir Gün” adı altında bir etkinlik düzenliyor. 11 Mayıs 2012 Cuma günü   gerçekleşecek etkinlikte  İstanbul Boğazı’ndan doğal-ekolojik beslenmeye, çevreci sivil toplum faaliyetlerinden çevre yayıncılığına bir çok konu ele alınacak.

Boğaz’ımızda Kalmasın

İstanbul Boğazı’nın niteliklerini anlamak, kaybolan biyolojik çeşitliliğine dikkat çekmek ve Boğaziçi’nin kültürel mirasını vurgulamak için “Bogaz’ımızda Kalmasın” başlıklı bir panel günün ilk etkinliği olacak. “Marmara Denizi, deniz olma özelliğini kaybediyor mu?” “3. Köprü İstanbul’da nasıl bir tahribat   yaratacak?” “Boğaz’ın simge balıkları tükendi mi?” sorularına Marem’den Levent Artüz, Slow Food Fikir Sahibi Damaklar’dan Defne Koryürek ve Bahçeşehir Üniversitesi’nden Serkan Köybaşı’nın katılımıyla yanıtlar aranacak. Panel Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’nde A203 salonunda   11:30’da başlayacak.

Ekolojik Gıda Sofrası

Gün içinde gerçekleşek bir diğer etkinlik ise Nisan 2011’de Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen “Yerel, Ekolojik Gıda Sistemleri” panelinin devamı niteliğinde. Yöresel değerleri ,doğayı koruyan ve tarım geleneklerini yaşatmayı amaç edinen küçük üreticileri destekleyen bir SOFRA hazırlanacak. Üniversitenin bahçesinde düzenlenecek bu sofrada buluşmak tüm bu değerleri sahiplenmek ve gıda güvenliği konusunda son dönemdeki tartışmaları   da ele almak adına bir fırsat olacak. Sofrada Bursa, Çanakkale ve İzmit gibi bölgelerden gelen ürünler paylaşılacak.


Yeşil Buluşma

Kampüste Mavi-Yeşil Bir Gün’ün öğleden sonraki etkinliği,üniversitenin çalışanlarını ve öğrencilerini doğa koruma için çalışan sivil  toplum  örgütleri; çevre sorunlarına dikkat çekmek için çalışan yayıncıları ve geri dönüşüm  alanında faaliyet gösteren kuruluşları ile bir araya getirecek olanYeşil Buluşma. Fazıl Say Salonu Fuayesi’nde gerçekleşecek olan buluşmada TEMA, Buğday Derneği, Doğa Derneği, EKO IQ, Sinek Sekiz, Emanetçiler, İstanbul Sedona, ExitCom, Ezici A.Ş., TAP ve Yeşilist açacakları standlarda organik   tarımdan geri dönüşüme, çevre yayıncılığından iklim değişikliğine bir çok konuda yürüttükleri faaliyetleri paylaşacaklar.

Katılım herkese açık ve ücretsizdir. İletişim için 0212 381 04 83 / 0212 381 09 32

Facebook http://on.fb.me/maviyesil

Web: http://betam.bahcesehir.edu.tr/?p=3076