Türkiye’de GDO’lar ve Toplumsal Muhalefet

Barış Gençer Baykan

Yönetici Özeti

GDO tartışmaları dünyada 30 yıldan fazla bir süredir devam ediyor. GDO’lu ürünlere ülkelerin kültürlerine göre farklılaşan konularda karşı çıkışlar gözlemleniyor. Türkiye,  Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne 1997’de,  Cartagena Biyogüvenlik Protokolü’ne de 2004’te taraf olmasına rağmen Biyogüvenlik Kanunu’nu ancak 2010 yılında yürürlüğe alabildi. Çevreciler, üreticiler, tüketiciler ve bilim insanlarından oluşan bir koalisyon GDO’ların insan ve çevre sağlığına  risklerini, biyoçeşitliliğe olumsuz etkilerini vurgulayarak GDO’lu ürünlerin ekim ve ithalinin yasaklanması için toplumsal bir muhalefet yürütüyor. Tarım, çevre, sağlık ve biyogüvenlik politikalarının oluşturulmasına müdahil olmaya çalışıyor. Avrupa düzeyinde ve uluslararası ağlarla birlikte hareket ederken döneme özgü farklı eylem biçimleriyle farkındalık yaratıyor, biyogüvenlik hukukunun oluşmasına katkıda bulunuyor ve kamuoyunun GDO’lu ürünlerden duyduğu endişeye dayanarak şirketlerin GDO’lu gıda ithali başvurularının geri çekilmesini sağlıyor.

doc. ArastirmaNotu141

pdf. ArastirmaNotu141

TOPLUMLAR ZENGİNLEŞTİKÇE ÇEVRENİN ÖNEMİ ARTIYOR

Barış Gençer Baykan ve Burcu Ertunç

Dünya Değerler Araştırması verilerine göre Türkiye’de “Ekonomik gelişmeyi yavaşlatsa ve biraz işsizliğe yol açsa bile, çevrenin korunmasına öncelik verilmelidir” diyenlerin oranı yüzde 57,1’dir.  Ülkelerin kişi başı GSYH’sı ile çevre korunmasına verilen önem arasında doğru orantılı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Toplumlar zenginleştikçe çevrenin korunmasına atfedilen önem artmaktadır ancak benzer gelişmişlik seviyesinde ülkeler arasında farklar göze çarpmaktadır.“Çevre kirlenmesini önlemek için gelirimin bir kısmını verebilirdim” diyenlerin oranı yüzde 83,4 iken “çevre için ek vergi öderim” diyenlerin oranı yüzde 78,3’tür.Türkiye ile benzer gelir seviyesindeki ülkelerde çevre koruma için gelirden fedakarlık ve ek vergi vermeyi kabul etme oranı daha düşüktür. Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarına üyelik genelde zayıftır. Çevre kuruluşuna üye olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 1,2’dir ve bu oranla Türkiye 55 ülke arasında sondan dördüncü sıradadır.

pdf. ArastirmaNotu105

doc. ArastirmaNotu105

TÜRKİYE’DE KADIN VE SİVİL TOPLUM: ÖRGÜTLENME VE SON EĞİLİMLER

Hande Paker, Selin Özoğuz ve Barış Gençer Baykan

Dünya Ekonomik Forumu tarafından açıklanan “Küresel Cinsiyet Uçurumu 2007” raporuna göre Türkiye, kadın erkek eşitliği açısından, 128 ülke arasında 121’inci sırada yer alıyor. Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliği tüm şiddetiyle sürerken, kadın hakları örgütleri bununla nasıl mücadele ediyor? Bu araştırma notundaki faaliyet alanları ve mücadele araçları eksenli inceleme 2000’lerde kadın hakları mücadelesinin konu odaklı gerçekleştiğini gösteriyor. Kadın hakları örgütleri, farkındalık yaratma, eğitim ve kadına karşı şiddet konularında aktif olarak çalışıyorlar. Kadınların ekonomik ve siyasal yaşama katılımları son yıllarda öne çıkan konular arasında. Kadınların toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadelede en sık kullandıkları araçlar lobi faaliyeti, bilinçlendirme, eğitim, medya kullanımı, kampanya ve proje geliştirmektir. AB’ye katılım süreci, cinsiyet eşitliği politikalarının oluşturulmasında hızlandırıcı bir rol oynuyor.

Araştırma notuna ulaşmak için aşağıdaki linke tıklayınız.

pdf. ArastirmaNotu015

doc. ArastirmaNotu015

TÜRKİYE’DE ÇEVRE: SORUNLAR, AKTÖRLER VE YENİ ALANLAR

Barış Gençer Baykan

Dünya Ekonomik Forumu, Yale ve Columbia üniversiteleri tarafından hazırlanan ve 149 ülkeyi kapsayan 2008 Çevresel Performans Endeksi’ne göre Türkiye 72. sırada yer alıyor. 235 ülkenin sınıflandırıldığı Çevresel Kırılganlık Endeksi’ne göre ise 62 ülkenin bulunduğu “çok savunmasız” kategorisinde.  Dünyanın ve Türkiye’nin gündeminde önemli bir yer tutan çevre olgusu çoğunlukla çevre sorunu şeklinde tezahür ediyor. Yaşanan ekolojik tahribatın ağırlığı yanında uluslararası kuruluşların, hükümetlerin, çevre sivil toplum kuruluşlarının ve yurttaşların çevre sorunlarının üstesinden gelme çabaları giderek artıyor. Çevre ve çevreciliği kendi dar alanında incelemekten ziyade toplumla ve siyasetle ilişkisi analiz edilmeli. Üzerinde daha fazla düşünülmesi ve araştırılması gereken bir kaç alanı şöyle sıralayabiliriz: Türkiye’nin “Yeşil Tarihi,” Türkiye’nin “Çevreci Sivil Toplumu”, Türkiye’nin “ Yeşil Ekonomisi”.

Araştırma notuna ulaşmak için aşağıdaki linke tıklayınız.

pdf. ArastirmaNotu005

doc. ArastirmaNotu005