SEÇMEN DAVRANIŞINDA RASYONELLİK VE DUYGUSALLIK

Yılmaz Esmer, Duygu Karadon, Sena Evren

Genellikle “rasyonel” tercihler yaptığı kabul edilen seçmenlerin, gerek siyasal gerek siyaset dışı tercihlerinde, rasyonaliteden bütünüyle uzak bir duygusallığın ne ölçüde etkili olduğunu anlamak üzere, 3 gruba ayrılmış 300 denek üzerinde farklı deneyler tasarımladık. Bir insanın sadece yüz fotoğrafına bakılarak yapılan tercih, kuşkusuz duygusallığın en üst noktası olarak kabul edilebilir. Biz de, bu denek gruplarına büyük illerimizin (ilk deneyde 20, diğer iki deneyde 10 il) AKP ve CHP il başkanlarının kendi internet sitelerinden alınmış fotoğraflarını gösterdik.

İlk araştırmada, seçmenlerin, AKP’li ve CHP’li siyasetçileri sadece yüz fotoğraflarına bakarak ne ölçüde ayırt edebildiklerini sınadık. Bir sonraki aşamada ise, deneklerden gene sadece yüzlere bakarak bir siyasi tercih yapmalarını istedik. Ve nihayet, siyasetle ilgisi olmayan bir konuda, AKP’li ve CHP’li seçmenlerin, kendi partilerine yakın buldukları yüzlere daha fazla güvenip güvenmediklerini ölçümledik. Bulgularımız, deneklerin fotoğrafların hangi parti başkanına ait olduğunu teşhiste büyük isabet sağladıkları gibi, siyasî ve siyaset dışındaki tercihlerinde de, kendi siyasal eğilimlerine yakın olarak algıladıkları resmi başarıyla seçtiklerini gösterdi. Şunu gördük ki, duyguları hesaba katmayan seçmen davranışı analizleri eksik, hattâ yanıltıcı olacaktır.

doc. arastirmanotu199

pdf. arastirmanotu199

DAVET: Eğitimli Kadınların Çalışma Hayatına Katılım Kararları: Çocuk Bakımı, Esneklik ve Toplumsal Cinsiyet

davet son

HER ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ MADDİ YOKSUNLUK İÇİNDE

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve Selin Köksal

Yönetici Özeti

Avrupa Birliği’nin yoksunluk tanımına göre 2014 yılında Türkiye’de yaklaşık her üç çocuktan biri, başka bir deyişle 7 milyondan fazla çocuk şiddetli maddi yoksunluk çeken hanelerde yaşamaktadır. Avrupa’nın geneli ile karşılaştırıldığında, Türkiye hem daha düşük kişi başı gelire sahip ülkelerin hem de ekonomik krizden şiddetli olarak etkilenmiş ülkelerin gerisinde kalmaktadır. Çocuklar arasındaki şiddetli maddi yoksunluk sorunu, batı bölgelerinden doğu bölgelerine doğru gidildikçe daha ciddi bir hal almaktadır. Türkiye’de maddi yoksunluk çeken hanelerde yaşayan çocukların yarısından fazlası Akdeniz, Kuzey Doğu Anadolu, Orta Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde ikamet etmektedir. Şiddetli maddi yoksunluğun alt kalemlerine bakıldığında her dört çocuktan üçünün yılda bir haftalık tatil yapamayan hanelerde yaşadığı, yarısından fazlasının hanesinde otomobil olmadığı görülmektedir. Bunun yanı sıra çocukların yaklaşık yüzde 40’nın protein ihtiyacını et, tavuk ya da balık ile karşılayamadığı gözlemlenmektedir. Sonuç olarak Türkiye, çocuk yoksulluğuyla mücadele konusunda daha etkin sosyal politikalara ihtiyaç duymaktadır.

doc.ArastirmaNotu193

pdf.ArastirmaNotu193

7 HAZİRAN’DAN 1 KASIM’A

AFIS2_00001

7 HAZİRAN’DAN 1 KASIM’A

7 ksm

PARLAMENTODA KUTUPLAŞMA DERİNLEŞİYOR

 Bahar Ayça Okçuoğlu ve Yılmaz Esmer 

Toplumlardaki elitlerin değerlerini, inançlarını ve tutumlarını araştıran bir grup sosyal bilimci olarak, 2007 ve 2013 yıllarında, parlamenterlerle ilgili geniş kapsamlı araştırmalar gerçekleştirdik.  Türkiye’den başka Almanya, Güney Afrika, Güney Kore, İsveç, Polonya ve Şili’yi kapsayan araştırma bu ülkelerin parlamenterlerinin dünya görüşleri, ideolojileri ve siyasal tercihleri ile ilgili önemli karşılaştırmalı bilgiler edinmemizi sağladı. 2007 ve 2013 yılları arasında, dünya, hâlâ da tam olarak atlatılamayan, bir küresel ekonomik kriz ve resesyon da yaşadığından, araştırma bu krizin parlamenterlerin zihin dünyası üzerindeki etkilerine ilişkin ipuçları da sundu. Türkiye’de, araştırma kapsamında, 2007 yılında 148, 2013 yılında ise 152 parlamenterle yüzyüze görüşmeler yapıldı.  Görüşülen parlamenterlerin seçilmesinde, TBMM’deki sandalye oranlarına uyuldu.  Böylece, örneklemin hem ayrı ayrı partilerin, hem de bir bütün olarak parlamentonun tercihlerini yansıtması sağlandı. Bir cümleyle ifade edecek olursak,  2007 Parlamentosu ile 2011 Parlamentosu (ki hâlen görev yapıyor) karşılaştırıldığında, hem Meclis’in tümünde, hem de AKP’li ve CHP’li milletvekilleri arasında ideolojik ayrışmanın kayda değer bir oranda arttığını gözlemliyoruz.  Aradan geçen yıllarda, AKP milletvekillerinin ortalama olarak daha sağa, CHP milletvekillerinin ise daha sola kaydığını ve dolayısıyla aradaki ideolojik mesafenin de biraz daha açıldığını gözlemliyoruz. Aynı şekilde, ülke yönetimi ile ilgili değerlendirmelerde de derinleşen bir ayrışma gözlemleniyor.

doc.ArastirmaNotu178

pdf. ArastirmaNotu178

Türkiye Uzun Yıllar Orta Gelir Tuzağından Kurtulamayabilir

Yönetici Özeti

Son dönemde “Orta Gelir Tuzağı” en çok tartışılan konuların arasında yer aldı. Geçen 12 yılda Dolar bazında kişi başına gelir 3.000 Dolardan 10.500 Dolar civarına yükseldi. Bu çarpıcı artış önümüzdeki on yılda da devam ederek Türkiye’yi yüksek gelir grubuna mı yükseltecek, yoksa kişi başına gelir artışının büyük ölçüde yavaşlaması sonucu Türkiye Orta Gelir grubundan çıkmakta zorlanacak mı? Hükümet iyimser bir yaklaşımla 2023’te kişi başına gelirin 25.000 Dolara yükseleceğini iddia ederken, kimi iktisatçılar bundan böyle Dolar bazında kişi başına gelir artışının çok daha yavaş olacağını ve Türkiye’nin Orta Gelir Tuzağı olarak adlandırılan konuma sıkışıp kalacağını öne sürüyorlar. Bu araştırma notunda GSYH artışını istihdam oranı, emek verimliliği ve çalışabilir nüfus oranı bileşenleri açından ayrıştırarak bu tartışmaya katkı yapmayı amaçlıyoruz.

Büyümenin üretim faktörleri açısından üç temel kaynağı mevcuttur: Sermaye birikimi, diğer ifadeyle üretim kapasitesinin yatırım yoluyla artması, istihdam artışı ve toplam verimlilik artışı. Ekonomik kalkınmanın ilk aşamalarında sermaye birikimi ve istihdam artışı ağırlıklı rol oynar. Buna karşılık, ekonomide kişi başı gelir 10.000 Doların üzerine çıktığında kişi başına gelir artış hızının yüksek düzeyde devam etmesi, yüksek verimlilik artışlarının gerçekleşmesine bağlıdır. Bu aşamada (Orta Gelir Aşaması) sermaye stokundaki ve istihdamdaki artışların büyümeye katkısı doğal olarak yavaşlar. Eğer çalışan kişi başına katma değer artışları düşük kalırsa, kişi başına gelir artışları da hız keser. Türkiye ekonomisi Küresel Kriz öncesinde (2002-2008), yüksek büyüme hızlarını yüksek yatırımlar (yoğun sermaye birikimi), tarım dışı istihdamda nispeten hızlı artış ve verimlilikte yine nispeten yüksek artışlar sayesinde gerçekleştirdi. Buna bir de Türk Lirası’nın Dolar karşısında büyük ölçüde değerlenmesi eklenince, kişi başına gelir artışı Dolar cinsinden büyük sıçrama gösterdi. Krizi izleyen 2012 yılına kadarki dönemde ise yüksek büyümeye istihdam artış oranı ile emek verimlilik artışı eşit düzeyde katkı yaptı. Buna karşlık yaklaşık son iki yılda büyüme ve kişi başına gelir artışları büyük ölçüde azalırken, emek verimliliği önce düştü ardından da yeniden artışa geçti. Ancak bu artışa rağmen son iki yılda emek verimliliği kişi başı gelir artışına katkı yapamadı. Çalışabilir nüfus oranının marjinal katkısını saymazsak, son iki yılda sınırlı kişi başına gelir artışını büyük ölçüde istihdam oranındaki artış sağladı.

Türkiye ekonomisi önümüzdeki dönemde emek verimliliğini arttırmanın yolunu bulamadığı takdirde düşük kişi başına gelir artışlarına mahkum olmaya devam edecektir. Bu tehlike Türkiye ekonomisinin Orta Gelir Tuzağı’dan kurtulmasının çok uzun yıllar alacağını gündeme getirmektedir.

doc. ArastirmaNotu169
pdf. ArastirmaNotu169

DAVET: BETAM İKTİSAT SEMİNERİ

Avrupa Parlamentosu Seçimleri ve Aşırı Sağ Partilerin Yükselişi

Yüksel Alper Ecevit, Özgür Ünal, Selcen Öner, Merve Özdemirkıran

2014 Avrupa Parlamentosu(AP) seçimleri,  22-25 Mayıs tarihlerinde tüm Avrupa Birliği üye ülkelerinde gerçekleşti. AP seçim sonuçlarına genel olarak bakıldığında bir çok ülkede aşırı sağ partilerin yüksek oy oranlarına ulaştığını görüyoruz. Oy oranlarındaki yükselişe örnek vermek gerekirse,  Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Cephe (Front National) Partisi 2009’da %6.3 oy alırken, 2014 AP seçimlerinde %24.95 oranında oy aldı ve 1. parti oldu. Keza Avrupa şüpheciliğinin en güçlü olduğu İngiltere’de de Bağımsız Parti (UK Independence Party) 2009’da aldığı %16.09 oy oranını, 2014 AP seçimlerinde %26. 77’e taşıyarak ülke genelinde birinci sıraya yükseldi. Almanya’da ise ilk defa AP seçimlerine katılan aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi (AfD) yüzde 7 oy oranıyla 7 sandalye kazandı. Bu eğilim sadece Avrupa’nın göç alan merkez ülkelerinde değil, çevre ülkelerde de görünmektedir. Yunanistan’da ekonomik kriz sonrası öne çıkan aşırı sağcı Altın Şafak (Golden Dawn) partisi AP seçimlerinde %9.38, Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) ise %19.7 oy oranına ulaşmıştır. Macaristan’da ise aşırı sağ Jobbik Partisi 2009’da elde ettiği %14.77 oy oranını korumuş ve 2014 seçimlerinde de seçmenin %14.68 düzeyinde desteğini elde etmiştir.  Danimarka’da ise 2009’da sadece %14.8 oy olan Danimarka Halk Partisi (DPP) 2014’te oylarını 26.6’ya yükselterek bir büyük sürprize imza attı.

Avrupa Birliği’ne ciddi şüphe ile yaklaşan sağ partilerin yükseliş eğilimi sadece büyük Avrupa ülkelerine özgü olmamakla birlikte, Avrupa entegrasyonunun taşıyıcısı olan Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık gibi başat ülkelerde elde ettiği oy oranları birliğin geleceği açısından kaygı uyandırmaktadır. Bu araştırma notunda, Avrupa’daki aşırı sağ partilerin temel özellikleri ele alınacak ve 2014 AP seçimlerinde elde ettikleri başarı Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık örnekleri üzerinden değerlendirilecektir.

doc. ArastirmaNotu167

pdf. ArastirmaNotu167

DAVET: TÜRKİYE İŞGÜCÜ PİYASASI ARAŞTIRMA AĞI KONFERANSI


 

TÜRKİYE İŞGÜCÜ PİYASASI ARAŞTIRMA AĞI KONFERANSI

10 Eylül 2013, Bahçeşehir Üniversitesi, B Cep Salonu

 

9:00 –  9:15 Hoşgeldiniz konuşmaları

9:15 –  11:00 I. Oturum
Duygu Güner (KU Leuven), Gökçe Uysal (Bahçeşehir Üniversitesi, Betam)
“Culture and Female Labor Supply in Turkey”
Serkan Değirmenci (İstanbul Teknik Üniversitesi)- İpek İlkkaracan (İstanbul Teknik Üniversitesi)
“Economic Crises and the Added Worker Effect in the Turkish Labor Market”
Murat Üngör (Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası)
“Some Thought Experiments on the Changes in Labor Supply in Turkey”

11:00 – 11:15 Kahve molası

11:15 – 12:45 II. Oturum
Ayça Akarçay Gürbüz (Galatasaray Üniversitesi), Sezgin Polat (Galatasaray Üniversitesi)
“Public- Private Wage Differentials in Turkey”
Binnur Balkan (Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası), Semih Tümen (Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası)
“Firm-Size Wage Gaps Along the Formal-Informal Divide: Theory and Evidence”
Ozan Bakış (Sabancı Üniversitesi REF), Sezgin Polat (Galatasaray Üniversitesi)
“Wage Inequality in Turkey: 2002-2010”

12:45 – 14:00 Öğle yemeği

14:00 – 15:30 III. Oturum
Rebekka Grun, Levent Yener (Dünya Bankası)
“Good Jobs in Turkey”
Gönül Şengül (Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası)
“Estimating the Natural Rate of Unemployment for Turkey”
Birol Kanık, Enes Sünel, Temel Taşkın (Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası)
“The Beveridge Curve and Matching Function: Case of Turkey”

15:30 – 15:45 Kahve molası

15:45 – 17:15 IV. Oturum
Sinem Çapar (Kalkınma Bakanlığı), Hakan Ercan (Ortadoğu Teknik Üniversitesi)
“Türkiye’de Asgari Ücret ve İstihdam”
Raif Can (Kalkınma Bakanlığı)
“The Impact of Employment Protection Legislation on the Unemployment Rate in Selected OECD Countries”
Oğuz Karadeniz (Pamukkale Üniversitesi), Ozan Çakmak (Uluslararası Çalışma Örgütü), Hülya Kabakçı Karadeniz (Pamukkale Üniversitesi), M. Levent Kocaalan (Pamukkale Üniversitesi), Bülent Arpat (Pamukkale Üniversitesi)
“Birleşmiş Milletler Ortak Programı “Herkes İçin İnsana Yakışır İş”: Ulusal Gençlik İstihdam Programı ve Antalya Pilot Bölge Uygulaması: Mesleki Eğitim Kurslarına Katılanların İşgücü Piyasasındaki Durumu Araştırması”

Sonraki sayfa »