TASARRUF DÜŞÜŞÜNÜN GELİR GRUPLARINA GÖRE GÖRÜNÜMÜ

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve  Melike Kökkızıl

Hanehalkı Bütçe Anketi verilerini kullanarak yaptığımız araştırmada 2003-2014 yılları arasında hane halkı tasarruflarında gözlemlenen düşüşün dayanıklı tüketim mallarına kayan harcamalardan kaynakladığını göstermiştik. Bu araştırma notunda ise hanehalkı tasarruflarının seyrini yüzde 20’lik gelir grupları için tekrarlıyoruz. Veriler tüm gelir gruplarındaki hanelerin tasarruflarının 2008-2009 yıllarına kadar gerilediği, daha sonra bir miktar toparlandığına işaret etmektedir.  Gelirle harcamalar arasındaki farka dayanarak hesaplanan dar tanımlı hanehalkı tasarruflarının en üst iki gelir grubu hariç tüm  gelir gruplarında tasarrufların negatif olduğu görülmektedir. Pozitif tasarruf yapan hanelerin oranında önce düşüş sonra artış gözlemlenmesine karşın dönem başındaki oranlara en yüksek gelir grubu hariç ulaşılamamıştır. Dayanıklı tüketim mallarına yapılan harcamanın tasarruf olarak değerlendirildiği daha geniş tanıma göre ise en yüksek gelir grubu hariç tüm gelir gruplarında tasarruf oranlarında artış gözlemlenmektedir. Bu bulgulara dayanarak en yüksek gelir grubu hariç tüm gelir gruplarında tasarrufların dayanıklı tüketim mallarına yapılan harcamalara kaydığını söylemek mümkündür.

docArastirmaNotu200

pdf. ArastirmaNotu200

 

Türkiye’de Lise ve Üniversite Mezunu Kadınların İşgücüne Katılım Kararlarının İncelenmesi

Yrd. Doç. Dr. Gökçe UYSAL KOLAŞİN (Proje yürütücüsü), Yrd. Doç. Dr. Zeynep Hande PAKER UNCU

Yasemin CANSUZ ve Melike KÖKKIZIL

Bu araştırmada Türkiye’de lise ve üniversite mezunu kadınların işgücüne katılım kararları disiplinler arası bir yaklaşımla incelenmektedir. Bu doğrultuda 70 kadınla derinlemesine görüşmeler, İstanbul, Urfa, Erzurum, Zonguldak ve Antalya’da odak grup çalışmaları yapılmış, Türkiye çapında temsil gücü olan 3600 kişilik bir anket çalışması yürütülmüştür. Elde edilen veriler doğrultusunda eğitim düzeyi yüksek kadınların işgücüne katılımını belirleyen etkenler ortaya konmuştur. Bu etkenlerin başında özellikle 0-3 yaş grubunda kaliteli çocuk bakım hizmetlerinin eksikliği gelmektedir. Diğer taraftan toplumsal cinsiyet rolleriyle kadına biçilen annelik rollerinin diğer tüm etkenleri kapsayan bir şemsiye etken olduğu görülmektedir. Bu rollerin ev işleri ve çocuk bakımını kadının birincil sorumluluğu olarak tanımlaması işgücü piyasasına girdiği takdirde kadının kuvvetli bir iç çatışma yaşaması ve dolayısıyla çift vardiya üstlenmesine sebep olmaktadır. Düşük eğitimli kadınlara kıyasla yüksek eğitimli kadınların karşı karşıya oldukları işgücü piyasası koşulları çok daha olumlu olmasına rağmen, bu ikilem içerisinde yüksek eğitimli kadınların dahi işgücü piyasasından uzaklaştığı görülmektedir. Nitekim iş koşulları lise ve üniversite mezunu kadınların katılım kararlarında istatistikî olarak anlamlı bir rol oynamamaktadır. Diğer taraftan iç çatışma, hanede iş bölümü, çalışmanın değeri ve esnek çalışma tercihleri olarak tanımlanan etkenlerin eğitimli kadınların işgücüne katılımı üzerinde göz ardı edilemez etkileri bulunmaktadır. Toplumsal cinsiyet rollerinin kadınlar üzerindeki etkileri, çalışanların haklarını koruyacak düzenlenmiş esnek çalışma biçimlerini kadınların işgücüne katılımlarını kısa vadede artırmak açısından önemli bir politika ekseni olarak ortaya koymaktadır. Araştırmanın bulguları doğrultusunda yine kısa vadede çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve güvenceli esnek çalışmanın yaygınlaştırılması önemlidir. Ancak uzun vadede toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik dönüştürücü politikalar benimsenmediği sürece Türkiye’de kadın işgücüne katılım oranlarının ciddi boyutta değişmesi beklenmemelidir.

Rapor: turkiyede-lise-ve-universite-mezunu-kadinlarin-isgucune-katilim-kararlarinin-incelenmesi

Ekonomik Büyüme ve Tahminler: Ekim 2016

Üçüncü Çeyrekte Sınırlı Büyüme

Ozan Bakış Mine Durmaz

2016 yılının üçüncü çeyrek büyümesi için yaptığımız ilk tahminde neredeyse tüm öncü göstergeler ekonomide bir daralma olacağına işaret ediyordu. Güncellenen ve yeni açıklanan Ağustos ve Eylül verileri 2016 Temmuz ayında yoğun şekilde hissedilen darbe teşebbüsü travmasının ekonomik etkilerinin yavaş yavaş atlatıldığına işaret ediyor. Küçülme söz konusu olmamakla birlikte 2016 yılının ikinci çeyreğinde görülen yavaş büyümenin devam ettiğini söyleyebiliriz. Kesinleşen Temmuz, Ağustos ve kısmen Eylül ayı öncü göstergeleri ışığında çeyrekten çeyreğe büyüme oranını 0,2, yıllık büyüme oranını ise yüzde 2,8 olarak tahmin ediyoruz.

pdf. ekonomikbuyume2016m10

İşgücü Piyasası Görünümü: Ekim 2016

SANAYİDE ŞİDDETLİ İSTİHDAM KAYBI

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal  ve Selin Köksal

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü verilerine göre tarım dışı işsizlik oranı Temmuz 2016 döneminde bir önceki döneme kıyasla 0,2 yüzde puan artarak yüzde 13,2 olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde istihdam tarımda 76 bin,  hizmetlerde 21 bin, inşaatta 4 bin artmış, sanayi sektöründe ise 76 bin gerilemiştir. Bu gelişmeler doğrultusunda tarım dışı işsiz sayısı bir ayda 50 bin artarak 3 milyon 327 bine ulaşmıştır. Nisan 2016 döneminde yüzde 11,8 olan işsizlik son üç dönemde neredeyse 1,5 yüzde puan artarak Temmuz 2016’da yüzde 13,2’e çıkmıştır. Betam tahmin modeli tarım dışı işsizlikteki artışın Ağustos döneminde de devam edeceğini öngörmektedir.

doc. isgucugorunum2016m10

pdf. isgucugorunum2016m10

ORTA GELİR TUZAĞI SORUNU HASSASİYETİNİ KORUYOR

Seyfettin Gürsel, Ozan Bakış ve Selin Köksal

Türkiye ekonomisi Küresel Kriz öncesinde (2002-2008), yüksek büyüme hızlarına dolayısıyla yüksek kişi başı gelir artışlarına emek verimliliğinin yüksek oranda artması uzak ara en büyük katkıyı yaptı. Yüksek büyüme oranlarına bu dönemde Türk Lirası’nın Dolar karşısında büyük ölçüde değerlenmesi de eklenince, kişi başına gelir artışı Dolar cinsinden büyük sıçrama gösterdi. GSYH’ın azaldığı (negatif büyüme) küresel kriz dönemini bir yana bırakırsak krizden güçlü çıkış yıllarını oluşturan 2010-2011 döneminde yüksek kişi başı gelir artışına istihdam oranı ile emek verimliliğinin aşağı yukarı eşit katkı yaptığı görülüyor. Buna karşılık, derinleşen makroekonomik dengesizlikleri gidermek amacıyla  2012 yılından itibaren uygulanmaya başlanan “dengeli büyüme” politikaları sonucu büyüme oranlarının önemli ölçüde düşerek yüzde 2 ile 4 arasına gerilediğini, bu düşüşe paralel olarak, kişi başına gelir artışlarının da çok düşük düzeylere indiğini biliyoruz. Bu dönemde kişi başı gelir artışlarında emek verimliliğinin katkısının oldukça değişken bir seyir izlediği, önce azaltıcı etki yaptığı, ardından toparlanarak sınırlı ölçüde artırıcı katkı yaptığını gözlemliyoruz. Son dört yılda, toplam emek verimliliği artışlarının çok düşük kaldığı, bu nedenle kişi başına gelir artışlarının da düşük seyrettiğini vurgulamak istiyoruz.

doc. arastirmanotu198

pdf. arastirmanotu198

 

 

Ekonomik Büyüme ve Tahminler: Eylül 2016

Büyümede Yavaşlama Devam Ediyor

Ozan Bakış ve Mine Durmaz

2016 yılının ikinci çeyrek büyümesi, çeyreklik bazda yüzde 0,3, yıllık bazda yüzde 3,1 ile beklentilerin bir hayli altında kaldı. Üçüncü çeyrek büyümesi için de öncü göstergeler olumlu bir görünüm arz etmiyor. Neredeyse tüm öncü göstergeler ekonomide bir küçülme olacağına işaret ediyor. Özellikle özel tüketimdeki düşüş trendi devam ediyor. İkinci çeyrek büyümesini sırtlayan kamu harcamaları ve özel yatırım kalemlerinde bile üçüncü çeyrekte daralma olacağını tahmin ediyoruz. Hem ithalat hem de ihracatın çeyreklik bazda azalacağını öngörüyoruz. İthalattaki düşme eğilimi daha yüksek olduğu için net dış ticaretin katkısı çok küçük de olsa pozitif olmasını bekliyoruz. Kesinleşen Temmuz, kısmen Ağustos ve Eylül ayı öncü göstergeleri ışığında çeyrekten çeyreğe büyüme oranını eksi yüzde 0,2, yıllık büyüme oranını ise yüzde 2,6 olarak tahmin ediyoruz.

pdf. ekonomikbuyumetahminler2016m09

DOES CLASSROOM GENDER COMPOSITION AFFECT SCHOOL DROPOUT?

Bulent Anil, Duygu Guner, Tuba Toru Delibasi and Gokce Uysal

Measuring the gender peer effects on student achievement has recently attracted a lot of attention in the literature. Yet, the results are inconclusive. A substantial amount of research shows that having relatively more girls in a division increases the academic achievement of all students. Nevertheless, the identification of pure gender effects remains a challenge due to the fact that girls outperform boys in overall academic performance. Our study overcomes this identification problem in a setting where girls are not academically better. Using 2009-2010 school year data on 8th graders in Turkey, this paper disentangles pure “academic” peer effects and “gender” peer effects. Our estimations reveal that the higher the share of females in a division, the lower the likelihood that a student drops out. One standard deviation increase in the share of females in the division decreases the likelihood of dropout by 0.3 percentage points. This result holds even though females are 9.32 percentage points more likely to drop out. These findings are robust to the inclusion of various control variables e.g. parental and academic background of the student, school and regional characteristics. We also find that the gender peer effects are prevalent in both females and males.

pdf. workingpaper018

İşgücü Piyasası Görünümü: Eylül 2016

İŞSİZLİKTEKİ HIZLI ARTIŞ DEVAM EDİYOR

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal  ve Selin Köksal

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü verilerine göre tarım dışı işsizlik oranı Haziran 2016 döneminde bir önceki döneme kıyasla 0,6 yüzde puan artarak yüzde 12,9 olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde istihdam tarımda 129 bin, sanayide 56 bin, inşaatta ise 66 bin gerilemiştir. Hizmet sektöründe ise istihdam artışı 28 bin ile sınırlı kalmıştır. Bu gelişmeler doğrultusunda tarım dışı işsiz sayısı bir ayda 160 bin artarak 3 milyon 257 bine ulaşmıştır. Nisan 2016 döneminde yüzde 11,8 olan işsizlik iki dönemde 1 yüzde puanın üzerinde artarak Haziran 2016’da yüzde 12,9’a çıkmıştır. GSYH büyüme performansındaki zayıflık işgücü piyasası üzerinde etkilerini göstermektedir. Betam tahmin modeli tarım dışı işsizlikteki artışın Temmuz döneminde de devam edeceğini öngörmektedir.

doc. IsgucuGorunum2016M09 

pdf. IsgucuGorunum2016M09

 

Büyüme Değerlendirmesi: 2016 2. Çeyrek

İKİNCİ ÇEYREKTE BÜYÜMEDE SERT FREN

Seyfettin Gürsel ve Selin Köksal

Birinci çeyrekten ikinci çeyreğe Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış rakamlarla beklentilerin altında yüzde 0,3’lük bir artış gerçekleşti. Yıllık olarak da 2016 ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 3,1 gibi düşük bir oranda büyümüş oldu.

Çeyrekten çeyreğe ekonomik büyümeyi aşağı çeken başlıca iki kalem net ihracat ve özel tüketim oldu. Net ihracatın negatif katkı yapması bekleniyordu ancak mal ve hizmet ihracatının yüzde 2,8 gibi yüksek bir oranda gerilemesi özel tüketimde de görülen yüzde 0,5 oranında beklenmedik azalış büyümeyi olumsuz etkiledi. Buna karşılık olumlu bir sürpriz yüzde 6 büyüyen özel yatırım kaleminden kaynaklandı. Kamu harcamalarında gerçekleşen yüzde 3,5’luk artış eklenince GSYH sınırlı da olsa artış kaydedebildi.

doc.Buyume2016Q2

pdf.Buyume2016Q2

GELİR ARTIŞINA RAĞMEN HANEHALKI TASARRUFLARI NEDEN AZALDI?

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve Melike Kökkızıl

Bu çalışmada hanehalkı tasarruf oranlarının 2003-2014 dönemindeki değişimi Hanehalkı Bütçe Anketi (HBA) kesit mikro verileri kullanılarak incelenmektedir. 2003 yılında yüzde 13,7 olarak hesapladığımız hanehalkı tasarruf oranı dönem içinde yüzde 5 civarına gerilemiştir. Bu çerçevede dış açığı yüksek düzeyde tutarak yatırımlara kısıt oluşturması bakımından Türkiye ekonomisinin başlıca yapısal sorunları arasında sayılan tasarruf yetersizliğinin büyük ölçüde hanehalkı tasarruflarındaki düşüşten kaynaklandığı söylenebilir. Bu zafiyet, hanelerin kullanılabilir gelirlerinin daha küçük bir kısmını tasarruf etmelerinden kaynaklandığı gibi tasarruf yapabilen hane sayısının azalmasından da kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte tasarruf tanımı genişletildiğinde (uzun dönemli yatırım olarak kabul edilen dayanıklı tüketim mallarına yönelik harcamalar tasarruf olarak kabul edildiğinde) hanehalkı tasarruflarında azalma görülmemektedir. Bu bakımdan hanehalkı tasarruflarındaki düşüşün esas olarak dayanıklı tüketim mallarına yapılan harcamaların gelir artışlarından çok daha hızlı artmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

doc. arastirmanotu197

pdf. arastirmanotu197

« Önceki sayfaSonraki sayfa »