BETAM İKTİSAT SEMİNERİ

Murat Üçer’in Betam İktisat Seminerleri kapsamında 10 Aralık 2015 tarihinde gerçekleştirdiği “A Narrative On the Ups and Downs of Turkish Growth: Was It Different This Time?” başlıklı sunum

murat ucer

TÜRKİYE İŞGÜCÜ PİYASASI ARAŞTIRMA AĞI KONFERANSI

Read more

“Türkiye: Ekonomik Dalgalanma Boyunca İşgücü Piyasalarının Yönetimi” Raporu Tanıtım Toplantısı

“Türkiye: Ekonomik Dalgalanma Boyunca İşgücü Piyasalarının Yönetimi” Raporu tanıtım toplantısı, T.C. Kalkınma Bakanlığı, Dünya Bankası Türkiye Ofisi ve Betam ortaklığı ile 28 Mayıs 2013 tarihinde Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.

Açılış konuşmasını Dünya Bankası Türkiye Direktörü Martin Raiser‘in yaptığı toplantıda raporun sunumunu Dünya Bankası’ndan Victoria Levin ve Kalkınma Bakanlığı’ndan Yalınç Kılıç gerçekleştirdi. Programın tartışma bölümünde ise Betam Direktörü Seyfettin Gürsel ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nden İpek İlkkaracan raporu değerlendirdi.

Victoria Levin’in rapora ilişkin sunumu

Betam Kitap Lansmanı

 TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BÜYÜME VE YAPISAL SORUNLAR: Betam Araştırma Notları 2008-2012

Şubat 2008’de kurulan Betam, 5 yılını geride bıraktığı günlerde  “TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BÜYÜME VE YAPISAL SORUNLAR: Betam Araştırma Notları 2008-2012” başlığını taşıyan kitabını yayınlandı.

Türkiye ekonomisinin güncel ekonomik sorunları üzerine 200’e yakın araştırma notu, 11 çalışma tebliği ve 6 araştırma raporu yayınlayan Betam, halen güncelliğini koruyan ve ilgi odağı olan konuları içeren araştırma notlarından 41 tanesini seçerek bir kitapta topladı.

Büyüme, dış ticaret, işsizlik, kadın, eğitim, politik ekonomi ve çevre sorunlarına eğilen  araştırma notlarını içeren kitabın lansmanı 9 Mayıs Perşembe akşamı Intercontinental Otel’inde düzenlenen yemekli toplantıda gerçekleştirildi. Hoş geldiniz konuşmasını Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr.  Şenay Yalçın’ın gerçekleştirdiği etkinlikte Betam Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel kitabın özet bir sunumunu yaptı.

Sunumu takiben katılımcıların sorularına yanıt veren Gürsel, kitabın Türkiye ekonomisine dair daha birçok araştırmanın yapılmasına vesile olmasını ümit ettiğini söyledi. Gürsel kitabın kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıdığını, bunun yanı sıra üniversitelerde kaynak kitap olarak da kullanılabileceğini belirtti.

“TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BÜYÜME VE YAPISAL SORUNLAR: Betam Araştırma Notları 2008-2012” başlıklı kitap D&R Mağazaları, İnkılâp Kitabevleri, Nezih Kitabevleri, Remzi Kitabevleri, İnsan Kitap (Beyoğlu), Mephisto, Beyaz Adam, Ada Kitabevi, Kabalcı Kitabevi, YEM Kitabevi, Bahceşehir Book Store, Pandora Kitabevi, Bengi Kitabevi, Libra Kitabevi, Dost Kitabevi(Ankara), Yeni Umut Kitabevi(Ankara) ve www.idefix.com.tr adresinden temin edilebilir.

 

 

 

 

“Dünya Kalkınma Raporu 2013: İşler” Tanıtım Toplantısı


 “Dünya Kalkınma Raporu 2013: İşler” Tanıtım     Toplantısı’nın İstanbul ayağı Bahçeşehir Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, Bahçeşehir Üniversitesi,Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi Betam, Koç Üniversitesi, TÜSİAD Ekonomik Araştırma Forumu EAF ve Dünya Bankası işbirliğiyle 27 Şubat 2013 tarihinde gerçekleşti. Read more

TÜRKİYE İÇİN YENİ SEÇİM SİSTEMİ ÖNERİSİ

Temsil, Meşruiyet ve Koalisyon sorunları ışığında alternatif seçim sistemlerinin analizi

Prof. Dr. Seyfettin Gürsel

TÜRKİYE İÇİN YENİ SEÇİM SİSTEMİ ÖNERİSİ

Rapora ilişkin Sunum

Basın Bülteni

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi, Betam, “Türkiye İçin Yeni Seçim Sistemi Önerisi: Temsil, Meşruiyet ve Koalisyon sorunları ışığında alternatif seçim sistemlerinin analizi” başlıklı raporunu 29 Ocak 2013 Salı günü, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’nde düzenlenen basın toplantısında kamuoyu ile paylaştı.

Yeni Anayasa çalışmalarıyla birlikte seçim sistemi reformu siyasal gündemdeki önemini korumaya devam ederken, Betam Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’nin gelecekte milletvekili seçimlerini mevcut sistem ile yapmaya devam etmesinin geçmişte olduğu gibi bir yandan temsil adaletini vahim ölçülerde çiğneme, diğer yandan da meşruiyet sorunu yaratma risklerinin devam edeceği savunuluyor. Seyfettin  Gürsel bu risklerin asgariye indirilmesi amacıyla yeni bir seçim sistemi öneriyor. Prof. Gürsel, raporun amacını, köklü değişiklilikler yapılmaksızın mevcut sistemin aksaklıklarını olabildiğince giderecek alternatif bir seçim sistemini tasarlamak olarak vurguluyor.

Mevcut seçim sisteminin aksaklıkları

 – Temsilde adalet: Kasım 2002 seçimlerinde yüksek baraj seçmenlerin neredeyse yarısını parlamentoda temsil dışı bıraktı. Baraj, Kürt kimliğini öne çıkaran ve Kürt kökenli seçmenler arasında önemli desteğe sahip olup kimi seçim çevrelerinde birinci ya da ikinci gelen Kürt partisinin parlamentoda temsiline engel oldu. Son iki seçimde Kürt partisinin ancak bağımsız aday göstererek ulusal seçim barajını geçersiz kılabildi. Ancak bu ne kalıcı ne de istikrarlı bir sonuçtur ve tekrarlanabileceğinin garantisi yoktur. Doğrudan seçime katıl(a)madığından BDP’nin Hazine’den destek alamaması da siyasal arenada adil rekabet açısından kabul edilemez.

– Meşruiyet sorunu: AKP’nin tek başına iktidara geldiği Kasım 2002 seçimlerinde aldığı oy oranı (yüzde 34) çok düşük kaldığından, meşruiyet sorunu ortaya çıktı. AKP’nin iktidara aşırı azınlık oyu ile gelmesi Cumhurbaşkanı seçiminin neden olduğu siyasal istikrarsızlıkta önemli rol oynadı.

– Siyasal ve ekonomik istikrarsızlık: 1990’larda, aşırı parçalanmış siyasal partiler ortamı ile aşırı yüksek seçim barajı, mevcut seçim sisteminde siyasal rekabete yıkıcı bir nitelik kazandırdı. Rekabet, seçim sonrasında taktik pazarlıklarla oluşan tutarsız koalisyonlar üretti. Bu koalisyonların yarattığı yönetişim sorunları ve popülizm 1994, 1999 ve 2001 ekonomik krizlerinin oluşmasında etkili oldu.

12 Eylül’den miras kalan yüksek barajlı nispi seçim sistemi, temsilde adaletsizlik, meşruiyet zaafı ya da istikrarsız koalisyon hükümetleri yaratıyor. Bu üç önemli aksaklığa, illerin parlamentoda eşitsiz temsili, seçmen ile milletvekili arasındaki kopukluk ve seçmenlerin bir bölümünün ilk tercihleri yerine stratejik oy kullanmaya zorlanması gibi sorunlar da eklemleniyor.

Sıfır Barajlı Daraltılmış Bölgeli Seçim Sistemi

Raporda kamuoyunun gündeminde olan, mevcut sistemde seçim barajını yüzde 5’e düşürmenin dışında bir değişiklik önermeyerek mevcut sistemin büyük ölçüde devamını benimseyen alternatif ile Sıfır Barajlı Daraltılmış Bölgeli Karma Sistem karşılaştırılıyor. Önerilen yeni seçim sisteminin temel unsurları şöyle belirleniyor:

1) Sıfır baraj

2) Milletvekili sayısı 600 ( 50 milletvekili ülke genelinde nispi oyla belirleniyor)

3) 550 milletvekilinin belirleneceği seçim çevreleri en fazla 6 milletvekili içerecek şekilde daraltılıyor.

4) Seçmene iki oy hakkı tanınması öneriliyor.

 Prof. Gürsel’in önerdiği Sıfır Barajlı Daraltılmış Bölgeli Karma Sistem, mevcut sistem ve diğer alternatif sistem (barajın yüzde 5 olduğu) ile temsilde adalet, meşruiyet ve koalisyon sorunları açısından karşılaştırıldığında aşağıdaki sonuçlar doğuyor:

1) Temsilde adalet

Raporda önerilen seçim sisteminde ülke barajı sıfırlanacağı için başta “Kürt” partisi olmak üzere, bölgesel oy yoğunlaşmasına sahip partilerin hak ettikleri tüm milletvekilliklerini kazanacaklardır. Öte yandan birinci gelen partinin D’Hondt sisteminin sonucu olarak oy oranının üzerinde temsil edilmesi yönetim istikrarı hedefiyle tutarlıdır. İkinci ve üçüncü partilerin oy oranları ile temsil oranları arasındaki farklar ise tartışma yaratacak ölçüde yüksek değildir.

Raporda öngörülen şekilde milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkarılmasının amacı seçmen başına düşen milletvekili sayısı açısından iller arasındaki derin uçurumu hafifletmektir. Ayrıca her seçmene iki oy hakkı verilerek 550 milletvekilinin yanında 50 milletvekilinin de ülke genelinde tam nispi usulle seçilmesi, fiili seçim çevresi barajını geçemeyen ya da çok az yerde geçebilen küçük partilere de parlamentoda temsil olanağı veriyor ve temsil adaletini iyileştiriyor. Bununla birlikte en büyük seçim çevreleri 6 milletvekili ile sınırlanınca ortalama seçim çevresi büyüklüğü de 3-4 milletvekilinden oluşacak ve bu dar bölgeler seçmen ile milletvekili arasındaki bağı güçlendirecektir.

2) Meşruiyet sorunu yaratan tek parti iktidarı

 Tek parti iktidarının yaratabileceği meşruiyet sorunu açısından üç alternatif seçim sisteminin karışlaştırılmasını üç noktada özetleyebiliriz:

1- Baraj yüzde 10’da kaldığı sürece AKP’nin yüzde 34-35 gibi oldukça düşük bir azınlık oyu ile tek başına iktidar olması mümkündür. Mevcut sistemle devam edildiği takdirde Türkiye’nin  gelecekte meşruiyet sorunlarının yaratacağı siyasal istikrarsızlıklarla karşılaşma ihtimali mevcuttur.

2- Barajın yüzde 5’e indirildiği sistemde ve barajın sıfırlanarak seçim bölgelerinin daraltıldığı sistemde AKP’yi tek başına iktidar yapan asgari oy oranı yüzde 39 civarında çıkmaktadır. Tek parti çıtasının bu düzeyi meşruiyet sınırı olarak kabul ettiğimiz yüzde 40 oy oranına çok yakındır.

3- Varsayılan oy oranları tek parti iktidar eşiğini tahmin etmeye yönelik sınırlardır. Büyük olasılıkla gerçek bir seçimde AKP ya bu oy oranlarının ya altında kalarak çoğunluğunu yitirecek ya da üstüne çıkarak meşruiyet sorununu gündemden çıkartacaktır.

 3) İstikrarsızlık yaratan tutarsız koalisyonlar

Yönetim istikrarı açısından bakıldığında AKP’nin çoğunluğu kaybederek koalisyona zorlanması ya da iktidarı kaybetmesi mevcut sistemde yüzde 34 oy oranı seviyesinde gerçekleşirken önerilen alternatif sistemde yüzde 38 oy oranı civarında gündeme geliyor. Buna karşılık, yüzde 40’ı aşan birinci parti tek başına iktidar olabiliyor ki bu da yönetim istikrarı açısından olumludur. Bununla birlikte burada altının çizilmesi gereken husus, her iki alternatif seçim sisteminde de AKP’nin hükümet dışında kalması için oy oranının yüzde 31-29’a kadar düşmesinin gerektiğidir. Böyle bir ihtimal orta vadede çok düşüktür.

Alternatif seçim sistemleri

  Baraj Seçim çevresi MVK sayısı MVK sayısı
Mevcut sistem % 10 2 ila 33 arasında 550
DBMS* % 5 2 ila 33 arasında 550
SBDBKS** % 0 Azami 6 MVK, 128 bölge 550+ 50 ülke geneli

* Düşük Barajlı Mevcut sistem; ** Sıfır Barajlı Daraltılmış Bölgeli Karma Sistemi

 

 

 

Kıdem Tazminatı Reformu Sorunlar ve Çözümler

Prof.Dr. Seyfettin Gürsel ve Dr. Zümrüt İmamoğlu 

Kıdem Tazminatı Reformu Sorunlar ve Çözümler

Rapora ilişkin Sunum

Basın Bülteni

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi, Betam, “Kıdem Tazminatı Reformu: Sorunlar ve Çözümler” başlıklı raporunu 9 Ağustos 2012 Perşembe günü, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’nde düzenlenen basın toplantısında kamuoyu ile paylaştı. Betam Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel ve Uzman Araştırmacı Dr. Zümrüt İmamoğlu tarafından hazırlanan raporda mevcut kıdem tazminatı sisteminin sakıncaları ve bu sakıncaları gidermek için yapılması gereken değişiklikler yer alıyor.

Betam, Türkiye İşgücü Piyasası’nın daha etkin işlemesi ve ülke ekonomisinin rekabet gücüne katkı yapabilmesi açısından kıdem tazminatı sisteminde köklü değişikler yapılmasını öngörüyor. Raporda firmaların ücretli çalışanları için her ay düzenli kıdem tazminatı primi ödemeleri ve bu primlerin çalışana ait bireysel hesaplarda biriktirilmesi öneriliyor. Buna karşılık mevcut düzende çok sınırlı sayıda ücretlinin kıdem tazminatından fiilen yararlanabilmesi, yüksek kıdem tazminatı maliyetinin kayıt dışılığı teşvik etmesi, kısmen de istihdamı kısıtlaması gibi sakıncaların bir ölçüde giderilebilmesi için aylık kıdem tazminatı priminin sınırlı tutulması ve bir kısmının İşsizlik Sigorta Fonu işveren payından karşılanması savunuluyor. Raporda Kıdem Tazminatı Reformu’nun hedeflerine ulaşabilmesi için yabancı ülke deneyimleri ve alternatif tasarımlar irdelenerek Türkiye açısından en uygun modelin ne olabileceği araştırılıyor.

Raporda  mevcut kıdem tazminatı sisteminin sakıncaları şöyle belirleniyor: Çalışanların ancak küçük bir kısmı fiilen kıdem tazminatına erişebiliyor. Bu bakımdan reformun birincil amacı kıdem tazminatının kapsamı genişletilerek, tüm ücretlilerin yararlanabilmesini sağlamaktır. Kıdem tazminatı uygulaması mevcut haliyle işgücü piyasasında verimsizliğe neden oluyor, kendi isteğiyle işten ayrılan çalışanların kıdem tazminatı hakkından mahrum kalması yıllar geçtikçe çalışanı işyerine bağımlı hale getiriyor, işgücü piyasasında hareketliliği kısıtlayarak işveren-çalışan eşleşmelerini verimsizleştiriyor. İşgücü piyasasının etkin işleyebilmesi için öncelikli ağırlığın işleri korumaktan çok insanları korumaya verilmesi gerekirken, mevcut sistem yüksek maliyeti ve kısıtlayıcı özellikleri kayıt içi çalışan firmalarda istihdamı kısıtlıyor, kayıt dışılığı ve eksik ücret bildirimini teşvik ediyor. Kıdem tazminatının yüksek maliyeti genç işsizliğin yüksek olmasına katkıda bulunurken, ilk işe girişleri zorlaştırıyor.

Bu sakıncaların giderilmesini bir ölçüde sağlayacak değişikliklerin temelini bireysel hesaplardan oluşan bir Kıdem Tazminatı Fonu oluşturuyor. Bu Fon’la kıdem tazminatı primlerinin her çalışanın adına açılacak hesaplarda birikmesi ve hesap sahiplerinin bu birikimleri belli kurallar altında serbestçe kullanabilmeleri öngörülüyor. Böylece tüm çalışanlar koşulsuz olarak kıdem tazminatı hakkına sahip olacaklar. Ancak bu durumda eski prim oranının korunmasının mümkün olmadığı belirtilen raporda,  prim düzeyinin firmaların çoğunluğu için fazladan maliyet getirmeyecek kadar düşük, buna karşılık ücretli çalışanların çoğunluğu için de yeterince cazip olacak kadar yüksek tutulması gerektiği savunuluyor.

Raporda yer alan kritik bir öneri de Kıdem Tazminatı Reformu’nda eski sistemden yeni sisteme geçişin nasıl düzenleneceği konusunda ortaya çıkıyor. Yeni işe girenler için mutlaka yeni sistemin geçerli olması savunulurken, halen çalışmakta olan kıdemli çalışanlara, kazanılmış hakların korunması koşuluyla, yeni sistem ile eski sistemde kalma konusunda seçme hakkı verilmesi öneriliyor.


YOKSULUN ENFLASYONU ZENGİNİN ENFLASYONUNDAN YÜKSEK

Seyfettin Gürsel ve Ayşenur Acar

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon sepeti ağırlıklandırması tüm gelir ve harcama gruplarını kapsadığı için hesaplanan enflasyon endeksi aslında temsili hane halkının enflasyonunu yansıtmaktadır. Değişik gelir ve harcama gruplarında yer alan hanelere özgü enflasyon oranı tüketim sepetlerinin mal ve hizmet bileşimine bağlı olarak farklılaşmaktadır. Bu araştırma notunda,  TÜİK’in Hanehalkı Bütçe Anketi’nin (HBA)  tüketim harcamaları bilgileri kullanılarak, 2003-2012 (Mayıs)  dönemi için en zenginden en yoksula yüzde 20’lik harcama gruplarına ait farklı enflasyon oranları hesaplanmıştır. Buna göre zengin kesimden yoksul kesime gidildikçe fiyat endeksinin belirgin biçimde arttığı göze çarpmaktadır. Aradaki yoksullar aleyhine gelişen enflasyon farkı gıda ve enerji (elektrik, gaz ve diğer yakıtlar) fiyat artışlarının ortalama enflasyonun çok üzerinde artmasından kaynaklanmıştır. 2003-2006 yılları arasında en zengin ile en yoksul arasındaki fark az da olsa yoksul kesimin lehine gelişirken, küresel enerji ve gıda fiyat şoku ile birlikte 2007’inin ikinci yarısından itibaren bu fark yoksulların aleyhine dönmüştür.

doc.ArastirmaNotu134

pdf. ArastirmaNotu134


 

 

İşsizlikte Bölgesel Eşitsizlik

Seyfettin Gürsel ve Ayşenur Acar

Bu araştırma notunda, işsizlik düzeyleri itibariyle bölgeler arası eşitsizliğin 2005-2011 döneminde ne yönde geliştiği incelenmektedir. Genel ve tarım dışı işsizlik oranları için hesaplanan Değişim Katsayısı ve Gini Endeksi eşitsizlik ölçütleri eşitsizliğin 2005-2011 döneminde azaldığını gösteriyor. Ancak bu azalışın yeknesak bir seyir izlemediği, ayrıca işsizlik değişimleri ile aynı yönde ve sistematik bir ilişki içinde olmadığı görülüyor. Bu bakımdan işsizliğin bölgesel dağılımı ile toplam işsizlik düzeyinin değişimleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı söylenebilir. Nitekim 2010-2011 döneminde işsizlik azalırken işsizlikte bölgesel eşitsizlik artmıştır. Bu durum son altı yılda bölgesel eşitsizlikte gözlemlenen düşüşün kalıcı olup olmadığı konusunda da soru işaretleri uyandırmaktadır. Bölgeler düzeyinde işgücü piyasası dinamiklerinin büyük farklılık sergilemesi, bu nedenle de işsizlikteki azalış ve artışların, aynı zamanda eşitsizlikteki değişimlerin farklı etkenlerden kaynaklanması, işsizlikle mücadele politikalarının da bölgeden bölgeye farklı tasarlanması gerektiğine işaret ediyor.

pdf. ArastirmaNotu131

doc. ArastirmaNotu131

 


 

 

Kadın İstihdamına İlişkin Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Yrd. Doç. Dr. Gökçe Uysal

Kadın İstihdamına İlişkin Sorunlar ve Çözüm Önerileri 18.01.2012

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından düzenlenen TÜRKİYE’DE KADIN İSTİHDAMI: GÜNCEL SORUNLAR sempozyumu için hazırlanmıştır.

Sonraki sayfa »