15-19 YAŞINDA 950 BİN GENÇ NE EĞİTİMDE NE İŞGÜCÜNDE

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve Melike Kökkızıl

Hanehalkı İşgücü Anketi verileri kullanılarak hazırlanan bu araştırma notunda Türkiye’de 15-19 yaş aralığındaki gençlerin eğitim durumları değerlendirilmiştir. Bu yaş grubunda 2 milyon 193 bin genç, yani bu yaş grubunun yüzde 35,2’si, eğitim sisteminin dışında kalmıştır. Eğitim sisteminin dışına çıkmış olan gençlerin ezici çoğunluğu en fazla ilköğretim mezunudur. Eğitim hayatını bırakmış gençlerin azımsanmayacak bir kısmı işgücü piyasasına da girmemektedir. Yaklaşık 950 bin genç (260 bin genç erkek ve 688 bin genç kadın) ise ne eğitimine devam etmektedir ne de işgücü piyasasındadır. Türkiye orta gelir tuzağından çıkmak istiyorsa gençlerinin beşeri sermayelerine daha fazla yatırım yapmalı, eğitim sisteminin dışında kalan gençleri de vakit kaybetmeden okula çekmenin yollarını aramalıdır. Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmış olması gençlerin okula kayıt olmalarını sağlayabilir ancak eğitimi takip etmelerini sağlayamaz.

doc. ArastirmaNotu182

pdf. ArastirmaNotu182

İşgücü Piyasası Görünümü: Mayıs 2015

TARIM DIŞI İŞSİZLİKTE SINIRLI DÜŞÜŞ DEVAM EDİYOR

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve Melike Kökkızıl

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü verilerine göre tarım dışı işsizlik, Şubat 2015 döneminde bir önceki döneme kıyasla yüzde 0,1 puan azalarak yüzde 12,2’ye gerilemiştir. Tarım dışı işgücü önceki aya kıyasla 58 bin artarken istihdam 75 bin artmıştır. Tarım dışı istihdam artışı esas olarak hizmetler istihdamındaki aylık 118 binlik artışa dayanmaktadır. Bu dönemde sanayi istihdamındaki artış 2 bin ile sınırlı kalmış, inşaatta ise 45 binlik istihdam kaybı yaşanmıştır.

doc. IsgucuGorunum2015M05

pdf. IsgucuGorunum2015M05

 

Ekonomik Görünüm ve Tahminler

Mayıs 2015 Düşük Büyüme İç Taleple Devam Ediyor

Zümrüt İmamoğlu ve Barış Soybilgen

Yönetici Özeti

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE) Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2,2 oranında arttı. İhracat miktar endeksi yüzde 4,9 azalırken, ithalat miktar endeksi yüzde 0,7 oranında arttı. Sanayi üretiminde Şubat ve Mart’ta üst üste görülen yüksek artışlar çeyreklik artış oranını yüzde 1,2’ye taşıdı. Sanayideki artış görünümü olumlu etkilerken, ihracatta görülen zayıflık endişe yaratıyor.

Betam’ın ilk çeyreğe ilişkin büyüme tahminini SÜE’deki artış nedeniyle yukarı yönde revize ediyoruz. Önceki çeyreğe kıyasla büyüme tahminimizi 0,4’den yüzde 0,7’ye çıkarıyoruz. Önceki yılın aynı çeyreğine göre ise ekonominin yüzde 1,5 büyüyeceğini öngörüyoruz.

İhracattaki zayıflık nedeniyle ilk çeyrekte cari açık artışa geçti. 12 aylık toplam cari açık 43,9 milyar dolardan 45,5 milyar dolara yükseldi. Cari açığın GSYH’a oranının 2014 yıl sonunda yüzde 5,8’den 2015 ilk çeyrek sonunda yüzde 5,7’ye düşmesini bekliyoruz. Altın hariç cari açığın ise yüzde 5,3’den 5,5’e çıkacağını tahmin ediyoruz.

Nisan 2015 Büyüme Düşmeye Devam Ediyor

Mart 2015 Geçen Yıla Kıyasla İlk Çeyrekte Büyüme Yok

Şubat 2015 Cari Açıkta Gerileme İthalat Durgunluğuna Bağlı

Ocak 2015 Son Çeyrekte Ekonomi Küçülebilir

Aralık 2014 Ekonomide Zafiyet Devam Ediyor

İdeolojik Yönelimler Çatışma ve Güven Algısını Şekillendiriyor

Çiğdem Ok ve Bahar Ayça Okçuoğlu

Toplumlardaki elitlerin değerlerini, inançlarını ve tutumlarını araştıran bir grup sosyal bilimci, 2007 ve 2013 yıllarında, parlamenterlerle ilgili geniş kapsamlı araştırmalar gerçekleştirdi. Türkiye’den başka Almanya, Güney Afrika, Güney Kore, İsveç, Polonya ve Şili’yi kapsayan araştırma bu ülkelerin parlamenterlerinin dünya görüşleri, ideolojileri ve siyasal tercihleri ile ilgili önemli karşılaştırmalı bilgiler edinilmesini sağladı.

2007 ve 2013 yılları arasında, Türkiye’de ve Avrupa’da işçi hareketleri ve işçi sendikalarının siyasi alandaki görünürlükleri değişmiştir. Türkiye’de son yıllarda, aynı amaç için çalışan sendikaların dahi ideolojik olarak ayrıştığını söyleyebiliriz. Aynı zamanda, kimi sendikaların hükümetin amaçlarına öncelik vererek korporatif devlet yapısının aktörleri gibi davrandığını gözlemleyebiliyoruz. Bu olguların siyasi elitlerin düşünce yapısındaki değişimlerini birkaç soru ile incelemek istiyoruz.

Bu araştırma notunun, dünya genelinde kutlanılan 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesi daha anlamlı olmasını umuyoruz.

Türkiye’de, araştırma kapsamında, 2007 yılında 148, 2013 yılında ise 152 parlamenterle yüz yüze görüşmeler yapıldı. Görüşülen parlamenterlerin seçilmesinde, TBMM’deki sandalye oranlarına uyuldu: AKP’den 90, CHP’den 37, MHP’den 17, HDP’den 8 milletvekili ile görüşüldü. Böylece, örneklemin hem ayrı ayrı partilerin, hem de bir bütün olarak parlamentonun tercihlerini yansıtması sağlandı.

Genel değerlendirmeye bakacak olursak; işveren-çalışan/işçi çatışması konusunda partiler arası bir algı benzerliği yoktur. AKP milletvekilleri bu çatışmanın çok şiddetli olmadığını ifade ederken, CHP ve HDP milletvekilleri çatışmanın şiddetine dikkat çekmektedir. Bununla birlikte sendikalara güven konusunda, partilerin benzeştiği bulgusuna varılmıştır.

2007 yılında gerçekleştirilen araştırma, 2002 seçimleri ile belirlenen parlamentoyu kapsarken, 2013 araştırması 2011 seçimleri ile belirlenen parlamentoyu kapsamaktadır.

docArastirmaNotu181

pdf. ArastirmaNotu181

ÇOCUKLARIN YARISI MADDİ YOKSUNLUK İÇİNDE

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve Mine Durmaz

Avrupa Birliği standartlarına göre 2013 yılında Türkiye’de 0-15 yaş arasındaki çocukların yarısı, yani yaklaşık 10 milyon çocuk şiddetli maddi yoksunluk içindedir. Türkiye’deki çocuklar arasında şiddetli maddi yoksunluk sadece Kuzey Avrupa’daki gelişmiş ülkelerden değil, ayrıca kişi başına geliri düşük Bulgaristan, Romanya gibi ülkelerden ve yıllardır şiddetli bir ekonomik krizin ortasında yer alan Yunanistan’dan bile daha yüksektir. Şiddetli maddi yoksunluk içinde olan çocukların oranı Türkiye’nin batı bölgelerinde yüzde 30-40 civarında iken, doğu bölgelerinde bu oran yüzde 60-70’lere çıkmaktadır. Şiddetli çocuk yoksunluğunun en yaygın olduğu bölge Güney Doğu Anadolu bölgesidir ve bu bölgede her dört çocuktan üçü şiddetli maddi yoksunluk içerisindedir. Türkiye’de çocukların yarısının şiddetli maddi yoksunluk içinde yaşamasının altında birkaç alt kalemdeki yoksunluk ön plana çıkmaktadır. Her 5 çocuktan 4’ü tatil yapamazken, çocukların yarısı haftada en az 3 gün et, tavuk, balık gibi protein içeren gıdalarla beslenememektedir.  Türkiye’nin politika gündeminde doğurganlığı artırmayı hedefleyen politikaların mevcut çocukların durumunu iyileştirmeyi dikkate almadan tasarlanması bu politikalar neticesinde doğacak çocukların gelecekleri açısından da ümitsizlik vermektedir.

doc. ArastirmaNotu180

pdf. ArastirmaNotu180

İşgücü Piyasası Görünümü: Nisan 2015

MEVSİM ETKİLERİNDEN ARINDIRILMIŞ İŞSİZLİK DÜŞTÜ

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve Mine Durmaz

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü verilerine göre tarım dışı işsizlik, Ocak 2015 döneminde bir önceki döneme kıyasla yüzde 0,1 puan azalarak yüzde 12,4’e gerilemiştir. Bu dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış toplam işsizlik de yüzde 10,4’ten 10,3’e gerilemiştir. İşsizlikteki bu düşüşe sanayi üretim endeksiyle paralel olarak seyreden sanayi istihdam artışlarının neden olduğu söylenebilir. Aralık 2014 ve Şubat 2015’te artan sanayi üretim endeksiyle birlikte Ocak 2015 döneminde sanayi istihdamı 83 bin kişi artmıştır. Bu dönemde hizmetler istihdamında da 66 bin kişilik bir artış kaydedilmiştir.

doc. IsgucuGorunum2015M04

pdf. IsgucuGorunum2015M04

BÜYÜME DEĞERLENDİRMESİ 2014 4. ÇEYREK

ZAYIFLAYAN İÇ TALEP BÜYÜMEYİ YAVAŞLATTI

Seyfettin Gürsel, Zümrüt İmamoğlu ve Barış Soybilgen

TÜİK’in 31 Mart’ta açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2014 yılında yüzde 2,9 oranında büyüdü. Ekonomi 2013 yılında yüzde 4,2 büyümüştü. 2014’te büyümenin ana kaynağı tüketim ve ihracat oldu. Özel yatırım ve kamu harcamaları büyümeye yok denilecek kadar az katkı yaparken, stok değişimlerinin yıllık büyümeye katkısı olmadı. Böylece geçen yıl bir miktar canlanan özel kesim iç talebi 2014’de iyice zayıfladı. Kamu harcamalarının da destek vermemesi ile büyüme yüzde 4,2’den 2,9’a düştü.

4. çeyrekte Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,7 artarken, geçtiğimiz yılın aynı çeyreğine göre artış yüzde 2,4 oldu. 4. çeyrekte büyümenin ana kaynağı tüketim oldu. Özel yatırım ve kamu harcamaları büyümeye sıfıra yakın katkı yaptı. İhracat yüzde 1,6 azalırken ithalatta yüzde 9’luk artış görüldü. Stoklarda ise beklenmedik şekilde artarak çeyreklik büyümeye 2,5 yüzde puan katkı yaptı.

 

2014 yılında cari açığın GSYH’a oranı yüzde 5,7 oldu. 2013’te bu oran yüzde 7,9 olmuştu. Altın hariç cari açık ise iç talepteki yavaşlamanın etkisiyle geçen seneki oran olan yüzde 6,5’den yüzde 5,2’ye düştü.

doc. Buyume2014Q4

pdf. Buyume2014Q4

2014 ihracatını AB kurtardı

Barış Soybilgen

2014 yılında Türkiye’nin ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artarak 152 milyar dolardan 158 milyar dolara çıktı. Bu artış hızı Türkiye’nin uzun vadeli ortalama ihracat artış hızının oldukça altında bir rakama denk gelmektedir. 1980-2014 arası Türkiye’nin ihracatının ortalama artış hızı yüzde 12,5’dir. Ancak geçtiğimiz yıl Türkiye’nin başlıca ticaret partnerlerinin bir çoğunun karışıklık içinde olduğu da dikkate alınmalıdır. Geçtiğimiz yıl büyüme hızı artan AB’ye yapılan ihracat ise yüzde 8,6 artarak son üç yılın en yüksek hızına ulaştı.

2014 yılında Türkiye’nin dış ticaret partnerlerinde bir dizi karışıklık yaşandı. Rusya’ya bağlı grupların Ukrayna’nın doğusunu işgal etmesi, sonrasında Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Bileşik Devletleri’nin (ABD) Rusya’ya yaptırım uygulaması, ardından petrol fiyatlarında meydana gelen büyük düşüş Rusya ekonomisini krize sürükledi. Sonuçta Türkiye’nin hem Rusya’ya hem de Ukrayna’ya ihracatı azaldı. Bunun yanında yine 2014 yılında Almanya’dan sonra Türkiye’nin en büyük ikinci ihracat pazarı olan Irak’ın terör tehdidi ile boğuşması Irak’a yapılan  ihracatın da azalmasına neden oldu. Yine Libya’daki iktidar savaşları da Türkiye’nin bu ülkeye yaptığı ihracatı olumsuz etkiledi. Bu ükelerde yaşanan ihracat  kayıpları AB’ye yapılan ihracatla bir miktar telafi edilmeye çalışılsa da ihracatın artış hızı yine de 2014 yılında düşük bir seviyede kaldı.

doc. ArastirmaNotu179

pdf. ArastirmaNotu179

İşgücü Piyasası Görünümü: Mart 2015

İŞSİZLİKTE DÜŞÜŞ VAR

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve Mine Durmaz

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü verilerine göre tarım dışı işsizlik, Aralık 2014 döneminde bir önceki döneme kıyasla yüzde 0,2 puan azalarak yüzde 12,5’e gerilemiştir. Veriler tarım dışı istihdam artışının işgücü artışından daha kuvvetli olduğunu ve böylelikle tarım dışı işsizliğin azaldığını göstermektedir. Bu gelişmede hizmetlerdeki istihdam artışlarının rolü büyüktür. Betam tahmin modeli tarım dışı işsizliğin Ocak 2015 döneminde sınırlı bir şekilde artacağına işaret etmektedir.

doc. IsgucuGorunum2015M03

pdf. IsgucuGorunum2015M03

PARLAMENTODA KUTUPLAŞMA DERİNLEŞİYOR

 Bahar Ayça Okçuoğlu ve Yılmaz Esmer 

Toplumlardaki elitlerin değerlerini, inançlarını ve tutumlarını araştıran bir grup sosyal bilimci olarak, 2007 ve 2013 yıllarında, parlamenterlerle ilgili geniş kapsamlı araştırmalar gerçekleştirdik.  Türkiye’den başka Almanya, Güney Afrika, Güney Kore, İsveç, Polonya ve Şili’yi kapsayan araştırma bu ülkelerin parlamenterlerinin dünya görüşleri, ideolojileri ve siyasal tercihleri ile ilgili önemli karşılaştırmalı bilgiler edinmemizi sağladı. 2007 ve 2013 yılları arasında, dünya, hâlâ da tam olarak atlatılamayan, bir küresel ekonomik kriz ve resesyon da yaşadığından, araştırma bu krizin parlamenterlerin zihin dünyası üzerindeki etkilerine ilişkin ipuçları da sundu. Türkiye’de, araştırma kapsamında, 2007 yılında 148, 2013 yılında ise 152 parlamenterle yüzyüze görüşmeler yapıldı.  Görüşülen parlamenterlerin seçilmesinde, TBMM’deki sandalye oranlarına uyuldu.  Böylece, örneklemin hem ayrı ayrı partilerin, hem de bir bütün olarak parlamentonun tercihlerini yansıtması sağlandı. Bir cümleyle ifade edecek olursak,  2007 Parlamentosu ile 2011 Parlamentosu (ki hâlen görev yapıyor) karşılaştırıldığında, hem Meclis’in tümünde, hem de AKP’li ve CHP’li milletvekilleri arasında ideolojik ayrışmanın kayda değer bir oranda arttığını gözlemliyoruz.  Aradan geçen yıllarda, AKP milletvekillerinin ortalama olarak daha sağa, CHP milletvekillerinin ise daha sola kaydığını ve dolayısıyla aradaki ideolojik mesafenin de biraz daha açıldığını gözlemliyoruz. Aynı şekilde, ülke yönetimi ile ilgili değerlendirmelerde de derinleşen bir ayrışma gözlemleniyor.

doc.ArastirmaNotu178

pdf. ArastirmaNotu178

Sonraki Sayfa »