Ekonomik Görünüm ve Tahminler

Haziran 2015 Yatırımlarda Canlanma Sinyali

Zümrüt İmamoğlu ve Barış Soybilgen

Yönetici Özeti

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE) Nisan ayında bir önceki aya göre yatay seyretti. İhracat miktar endeksi yüzde 3,3 artarken, ithalat miktar endeksi yüzde 0,3 oranında arttı. Sanayi üretiminde Şubat ve Mart’ta üst üste görülen yüksek artışlar sonrası Nisan ayında endeks yüksek seviyesini korudu ancak otomotiv sektöründe yaşanan grevler nedeniyle Mayıs ayında endekste düşüş bekliyoruz. Yatırım malı ithalatında Nisan ayında görülen yüksek artış ise yatırımların canlanacağına işaret ediyor. Betam’ın ikinci çeyreğe dair ilk büyüme tahminini önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,5. Önceki yılın aynı çeyreğine göre ise ekonominin yüzde 3,0 büyüyeceğini öngörüyoruz.

Nisan ayında cari açık 3,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. 12 aylık toplam cari açık 45,8 milyar dolardan 44,3 milyar dolara indi. Enerji ithalatındaki gerileme ve altın ihracatı cari açığın düşmesine neden oluyor. Altın hariç cari açık ise Euro/Dolar paritesi etkisiyle artıyor. Cari açığın GSYH’a oranının 2014 ilk çeyrek sonunda yüzde 5,7’den 2015 ikinci çeyrek sonunda yüzde 5,6’ya düşmesini bekliyoruz. Altın hariç cari açığın ise yüzde 5,5’den 5,7’ye çıkacağını tahmin ediyoruz.

Mayıs 2015 Düşük Büyüme İç Taleple Devam Ediyor

Nisan 2015 Büyüme Düşmeye Devam Ediyor

Mart 2015 Geçen Yıla Kıyasla İlk Çeyrekte Büyüme Yok

Şubat 2015 Cari Açıkta Gerileme İthalat Durgunluğuna Bağlı

Ocak 2015 Son Çeyrekte Ekonomi Küçülebilir

Aralık 2014 Ekonomide Zafiyet Devam Ediyor

İşgücü Piyasası Görünümü: Haziran 2015

İŞGÜCÜ VE İSTİHDAMDA DÜŞÜŞ

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve Melike Kökkızıl

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü verilerine göre tarım dışı işsizlik, Mart 2015 döneminde bir önceki döneme kıyasla yüzde 0,1 puan azalarak yüzde 12,1’e gerilemiştir. Bu gerilemenin nedeni tarım dışı işgücünün önceki döneme kıyasla daha hızlı düşmüş olmasıdır. Şubat dönemine kıyasla işgücü 73 bin azalırken istihdam 40 bin azalmıştır. İstihdamdaki azalmanın nedeni ise sanayi ve hizmetlerdeki iş kayıplarıdır. 2011’den bu yana ilk kez hizmetlerde istihdam kaybı yaşanmıştır.

doc. IsgucuGorunum2015M06

pdf. IsgucuGorunum2015M06

TÜRKİYE İŞGÜCÜ PİYASASI ARAŞTIRMA AĞI KONFERANSI

LMN 17 06 2015

BÜYÜME DEĞERLENDİRMESİ 2015 1. ÇEYREK

NET İHRACAT BÜYÜMEYİ SIRTLADI

Seyfettin Gürsel, Zümrüt İmamoğlu ve Barış Soybilgen

TÜİK’in bugün açıkladığı rakamlara göre Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) 2015 ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,3 büyüdü. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış rakamlara göre ise ekonomi ilk çeyrekte önceki çeyreğe kıyasla yüzde 1,3 oranında büyüdü. İlk çeyrekte iç talep zayıf seyretmeye devam ederken, net dış talep büyümeye önemli katkı yaptı.

Bir önceki çeyreğe kıyasla yatırımlar yüzde 0,5 düşerken, tüketim yüzde 0,9, kamu harcamaları ise yüzde 2,1 oranında arttı. Tüketim yatırım ve kamu harcamalarının yüzde 1,3 oranındaki çeyreklik büyümeye toplam katkısı 0,8 oldu. Stok değişimleri büyümeye negatif katkı yaparken, net ihracatın çeyreklik katkısı 1,8 yüzde puan oldu. Net ihracat artışı zayıf seyreden iç talep nedeniyle esas olarak ithalatın düşüyor olmasından kaynaklandı. İthalattaki düşüş gelecek dönemlerdeki üretim açısından da olumsuz bir sinyal oluşturdu.

Azalan ithalat cari açığı azaltıcı etki yapmaya devam ediyor. İlk çeyrek sonunda 12 aylık cari açığın GSYH’a oranı yüzde 5,7 olarak gerçekleşti. 2014 sonunda bu rakam yüzde 5,8 olmuştu. Ancak ilk çeyrekte yüklü miktarda altın dışında ihracatta gözlemlenen düşüş altın hariç cari açığı artırdı. 2014 sonunda yüzde 5,3 olan altın hariç cari açık oranı ilk çeyrek sonunda yüzde 5,5’e yükseldi.

doc. Buyume2015Q1

pdf. Buyume2015Q1

Türkiye’de Bilişim Teknolojisi ve Ekonomi

Zümrüt İmamoğlu ve Barış Soybilgen

Dünyanın bilgi çağına geçtiği bu dönemde bilişim teknolojileri hızla yayılmakta, sosyal hayattan, eğlence şekillerine, üretim tekniklerinden, ticaret yollarına kadar her alanda değişikliklere neden olmaktadır. Dijitalleşen dünyada ekonomik yapıda da önemli değişiklikler meydana gelmektedir. Bugün gelişmekte olan bir çok ülke iktisadi açıdan geri kalmamak için ekonomik yapılarını dijital dünya ile uyumlu hale getirmeye çalışmaktadır. Bilişim politikaları bu açıdan iktisadi kalkınmanın bir parçası haline gelmiştir. Yapılan çalışmalar bilişim teknolojisi kullanımının bir çok ülkede ekonomik büyümeye önemli katkılar yaptığını göstermektedir.

  • Bilişim teknolojilerinin adaptasyonu ekonomilerde büyümeye iki yoldan katkı yapmaktadır: yatırımları artırarak doğrudan ve işletmelerde verimliliği artırarak dolaylı yoldan.
  • Bilişim teknolojili ürünlere yapılan harcamalarda meydana gelen her yüzde 10’luk artış büyümeyi yüzde 0,5-0,6 aralığında artırmaktadır.
  • Bilişim teknolojisi kullanımı ülkelerdeki verimlilik artışının yaklaşık yüzde 80’ini oluşturmaktadır.
  • Bilgisayar ve internet kullanımının yaygınlaşması sanayi sektörlerinde verimlilik artışları sağlayarak dış pazarlarda rekabet gücünü artırmakta ve dolayısıyla ticareti artırmaktadır.
  • Hizmet sektöründe bilişim teknolojileri kullanımı emek verimliliğinde önemli artışlar sağlamaktadır. Emek verimliliğinde artış ücretlere yansımakta ve refah seviyesini yükseltmektedir.
  • Bilişim teknolojileri kullanımı ticareti olumlu etkilemekte, ülkeler arası mesafeleri kısaltarak yeni pazarlara ulaşımı kolaylaştırmaktadır.
  • Yabancı sermaye, yatırım için bilişim teknolojilerine erişimin yaygın ve ucuz olduğu gelişmekte olan ülkeleri tercih etmektedir.
  • Bilişim teknolojisi kullanımının gerek firma gerek hane halkı arasında yaygınlaşması dijital ekonomiye geçişi hızlandırmaktadır. Böylece ekonomilerde kayıt dışılık azalmakta, devlet hizmetlerinden alış-verişe, sağlık hizmetlerinden eğitime bir çok alanda daha iyi hizmet verilmesi sağlanmaktadır.
  • Bilgisayar sahipliği ve bilgisayar okuryazarlığının artması yüksek katma değerli sektörlerde çalışacak işgücünün yetişmesine destek vermektedir.

Bu faydalara rağmen maalesef Türkiye’de bilişim teknolojisi kullanımı ve adaptasyonu hem hane halkında hem de reel sektörde bir çok ülkeye kıyasla oldukça geridedir. Özellikle Avrupa kıyaslamalarında Türkiye neredeyse her alanda son sıralarda yer almaktadır.

  • Türkiye’de firmalarda çalışanların dörtte biri bilgisayar kullanırken, Avrupa’da bu ortalama yüzde 50’dir.
  • Türkiye’de hane halklarının yalnızca yarısının bilgisayara erişimi vardır.
  • Türkiye’de fertlerin yüzde 50’si hayatlarında hiç bilgisayar kullanmamış, hiç internete girmemiştir.
  • Türkiye’de 16-24 yaş arasındaki gençlerin beşte biri hayatlarında hiç bilgisayar kullanmamışlardır.
  • Türkiye’de bilgisayar kullananların yalnızca üçte biri hesap tablosu (spreadsheet) üzerinde aritmetik bir formül (dört işlem) kullanabilmektedir.

doc. PolitikaNotu004

pdf. PolitikaNotu004

EMEKLİLERİN NE KADARI YOKSUL?

Seyfettin Gürsel, Bülent Anıl  ve Mine Durmaz

Seçim kampanyasında en çok ilgiye mahzar olan emeklilerin gelir dağılımındaki konumlarına ve yoksulluk ölçütlerine göre durumlarına bakıldığında nüanslı bir tablo ile karşılaşıyoruz. Emekliler arasında maaş itibariyle oldukça eşitsiz bir dağılım söz konusu. Çok düşük maaşa sahip emekliler de mevcut, çok yüksek maaşa sahip emekliler de. Aynı zamanda emeklilerin gelirleri sadece emekli maaşlarından ibaret değil. Yaklaşık üçte biri çalışıyor ve bu sayede ek bir gelir elde ediyor. Daha genel olarak da emeklilerin içinde yaşadıkları hanelerin başka gelirleri olabiliyor. 2012 yılı gelirleri ve Göreli Yoksulluk ölçütü kullanıldığında emekli barındıran hanelerin sadece yüzde 14,4’ü göreli yoksul çıkıyor. Oysa bu oran Türkiye genelinde yüzde 20,7. Çok daha geniş bir yoksul kitlesi belirleyen Şiddetli Maddi Yoksunluk ölçütü kullanıldığında ise emekli barındıran hanelerin yüzde 44,7’si yoksul çıkıyor. Türkiye genelinde bu oran yüzde 53,1. Sonuç olarak farklı yoksulluk ölçütlerine göre emekliler arasında yoksulluğun Türkiye genelinden daha düşük olduğu dikkat çekiyor.

doc.ArastirmaNotu183

pdf.ArastirmaNotu183

 

 

 

15-19 YAŞINDA 950 BİN GENÇ NE EĞİTİMDE NE İŞGÜCÜNDE

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve Melike Kökkızıl

Hanehalkı İşgücü Anketi verileri kullanılarak hazırlanan bu araştırma notunda Türkiye’de 15-19 yaş aralığındaki gençlerin eğitim durumları değerlendirilmiştir. Bu yaş grubunda 2 milyon 193 bin genç, yani bu yaş grubunun yüzde 35,2’si, eğitim sisteminin dışında kalmıştır. Eğitim sisteminin dışına çıkmış olan gençlerin ezici çoğunluğu en fazla ilköğretim mezunudur. Eğitim hayatını bırakmış gençlerin azımsanmayacak bir kısmı işgücü piyasasına da girmemektedir. Yaklaşık 950 bin genç (260 bin genç erkek ve 688 bin genç kadın) ise ne eğitimine devam etmektedir ne de işgücü piyasasındadır. Türkiye orta gelir tuzağından çıkmak istiyorsa gençlerinin beşeri sermayelerine daha fazla yatırım yapmalı, eğitim sisteminin dışında kalan gençleri de vakit kaybetmeden okula çekmenin yollarını aramalıdır. Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmış olması gençlerin okula kayıt olmalarını sağlayabilir ancak eğitimi takip etmelerini sağlayamaz.

doc. ArastirmaNotu182

pdf. ArastirmaNotu182

İşgücü Piyasası Görünümü: Mayıs 2015

TARIM DIŞI İŞSİZLİKTE SINIRLI DÜŞÜŞ DEVAM EDİYOR

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve Melike Kökkızıl

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü verilerine göre tarım dışı işsizlik, Şubat 2015 döneminde bir önceki döneme kıyasla yüzde 0,1 puan azalarak yüzde 12,2’ye gerilemiştir. Tarım dışı işgücü önceki aya kıyasla 58 bin artarken istihdam 75 bin artmıştır. Tarım dışı istihdam artışı esas olarak hizmetler istihdamındaki aylık 118 binlik artışa dayanmaktadır. Bu dönemde sanayi istihdamındaki artış 2 bin ile sınırlı kalmış, inşaatta ise 45 binlik istihdam kaybı yaşanmıştır.

doc. IsgucuGorunum2015M05

pdf. IsgucuGorunum2015M05

 

İdeolojik Yönelimler Çatışma ve Güven Algısını Şekillendiriyor

Çiğdem Ok ve Bahar Ayça Okçuoğlu

Toplumlardaki elitlerin değerlerini, inançlarını ve tutumlarını araştıran bir grup sosyal bilimci, 2007 ve 2013 yıllarında, parlamenterlerle ilgili geniş kapsamlı araştırmalar gerçekleştirdi. Türkiye’den başka Almanya, Güney Afrika, Güney Kore, İsveç, Polonya ve Şili’yi kapsayan araştırma bu ülkelerin parlamenterlerinin dünya görüşleri, ideolojileri ve siyasal tercihleri ile ilgili önemli karşılaştırmalı bilgiler edinilmesini sağladı.

2007 ve 2013 yılları arasında, Türkiye’de ve Avrupa’da işçi hareketleri ve işçi sendikalarının siyasi alandaki görünürlükleri değişmiştir. Türkiye’de son yıllarda, aynı amaç için çalışan sendikaların dahi ideolojik olarak ayrıştığını söyleyebiliriz. Aynı zamanda, kimi sendikaların hükümetin amaçlarına öncelik vererek korporatif devlet yapısının aktörleri gibi davrandığını gözlemleyebiliyoruz. Bu olguların siyasi elitlerin düşünce yapısındaki değişimlerini birkaç soru ile incelemek istiyoruz.

Bu araştırma notunun, dünya genelinde kutlanılan 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesi daha anlamlı olmasını umuyoruz.

Türkiye’de, araştırma kapsamında, 2007 yılında 148, 2013 yılında ise 152 parlamenterle yüz yüze görüşmeler yapıldı. Görüşülen parlamenterlerin seçilmesinde, TBMM’deki sandalye oranlarına uyuldu: AKP’den 90, CHP’den 37, MHP’den 17, HDP’den 8 milletvekili ile görüşüldü. Böylece, örneklemin hem ayrı ayrı partilerin, hem de bir bütün olarak parlamentonun tercihlerini yansıtması sağlandı.

Genel değerlendirmeye bakacak olursak; işveren-çalışan/işçi çatışması konusunda partiler arası bir algı benzerliği yoktur. AKP milletvekilleri bu çatışmanın çok şiddetli olmadığını ifade ederken, CHP ve HDP milletvekilleri çatışmanın şiddetine dikkat çekmektedir. Bununla birlikte sendikalara güven konusunda, partilerin benzeştiği bulgusuna varılmıştır.

2007 yılında gerçekleştirilen araştırma, 2002 seçimleri ile belirlenen parlamentoyu kapsarken, 2013 araştırması 2011 seçimleri ile belirlenen parlamentoyu kapsamaktadır.

docArastirmaNotu181

pdf. ArastirmaNotu181

ÇOCUKLARIN YARISI MADDİ YOKSUNLUK İÇİNDE

Seyfettin Gürsel, Gökçe Uysal ve Mine Durmaz

Avrupa Birliği standartlarına göre 2013 yılında Türkiye’de 0-15 yaş arasındaki çocukların yarısı, yani yaklaşık 10 milyon çocuk şiddetli maddi yoksunluk içindedir. Türkiye’deki çocuklar arasında şiddetli maddi yoksunluk sadece Kuzey Avrupa’daki gelişmiş ülkelerden değil, ayrıca kişi başına geliri düşük Bulgaristan, Romanya gibi ülkelerden ve yıllardır şiddetli bir ekonomik krizin ortasında yer alan Yunanistan’dan bile daha yüksektir. Şiddetli maddi yoksunluk içinde olan çocukların oranı Türkiye’nin batı bölgelerinde yüzde 30-40 civarında iken, doğu bölgelerinde bu oran yüzde 60-70’lere çıkmaktadır. Şiddetli çocuk yoksunluğunun en yaygın olduğu bölge Güney Doğu Anadolu bölgesidir ve bu bölgede her dört çocuktan üçü şiddetli maddi yoksunluk içerisindedir. Türkiye’de çocukların yarısının şiddetli maddi yoksunluk içinde yaşamasının altında birkaç alt kalemdeki yoksunluk ön plana çıkmaktadır. Her 5 çocuktan 4’ü tatil yapamazken, çocukların yarısı haftada en az 3 gün et, tavuk, balık gibi protein içeren gıdalarla beslenememektedir.  Türkiye’nin politika gündeminde doğurganlığı artırmayı hedefleyen politikaların mevcut çocukların durumunu iyileştirmeyi dikkate almadan tasarlanması bu politikalar neticesinde doğacak çocukların gelecekleri açısından da ümitsizlik vermektedir.

doc. ArastirmaNotu180

pdf. ArastirmaNotu180

Sonraki Sayfa »